Tartışmacı Anlatım-Zarf

0
142

Tartışmacı Anlatım-Zarf


  1. Sorunların çözümünde başkalarının fikirlerini almanın önemini açıklayınız.
  2. Bir tartışmada düşüncelerinizi açıklarken nelere dikkat edersiniz?

     

  3. “Her düşünce ayrılığının, her okulun; bir görevi, büyük reformlarda oynayacağı bir rolü vardır. Bu sistemin çokluğu size zararlı geliyorsa su götürmez şu gerçeği tanımıyorsunuz demektir: Işık yalnız tartışmadan çıkabilir.” Auguste Blanouı (Agust Bloni)’ye ait bu sözden ne anladığınızı açıklayınız.
  • Sınıfa tartışmacı anlatımla yazılmış metinler getirerek arkadaşlarınıza okuyunuz.
  • Okuduğunuz ve dinlediğiniz bu metinlerin ortak özelliklerini ve yazılış amaçlarını belirleyerek tahtaya yazınız.


     

  1. YÜZ YILLIK BİR TARTIŞMA

    Türk tiyatrosuna, kendi gösteri geleneklerimizden yararlanarak mı yoksa Batı örneklerine özenilerek mi varılır? Bu soru yüz yıldır tartışılıyor.

    Şair Evlenmesi, tiyatroculuğumuza “la” sesini verdiğinden bu yana, Ali Bey’in Ayyar Hamza’sı, Ahmet Vefik Paşa’nın yerli oyunmuş duygusu veren Moliere uygulamaları, Teodor Kasap’ın Pinti Hamit’i ve İşkilli Memo’su ama daha da çok Hayal dergisinde açtığı ilginç ve yürekli kampanyası ile Şinasi’nin çığırını destekleyip sürdürdüler. Ne var ki Tanzimat kırması bir Avrupa hayranlığının at oynattığı aydınlar, daha doğrusu yarı aydınlar ortamında yankı bulamadılar. Hele Namık Kemal, biraz sonra da Abdülhak Hamit biçim bakımından Batı kalıplarına kapılınca tiyatro tarihimizin ilk “biz bize benzerizciler”i azınlıkta kaldılar. O günden sonra da Türk tiyatrosunun kaderi en az bir doksan yıl için çizilmiş oldu. Arada Fecr-i Âti’nin ölü doğan, halk damarından kopmuş kavanoz edebiyatı tiyatroya da el atıp Şahabettin Süleyman’ın kaleminden acayip yapıtlar sunduğu ve gidişin sakatlığını gülmeye varan bir sivrilikle vurguladığı hâlde yine de uyanan olmadı.

    Başkent seçkinlerinin tek tiyatrosu sayılan Darülbedayi’nin ilk oyun dağarcığına bir göz atın:

    Bir dolu Batı özentisi uygulama ile karşılaşacaksınız. Seyirci ve geleceğin yazarları bu yoldan eğitilmek isteniyordu. Kişiler ne bizden ne onlardan çevresi ne Türk ne Avrupalı, durumları davranışları tatlı su Frengi ailelerinkine benzeyen bir dünyayı tiyatronun çağrışımı diye belleyen bu kuşakları sonradan bu ilk izlenimin bilinçaltı etkisinden kurtarmak ya çok güç olacak ya da çoğu zaman görüldüğü gibi hiç olamayacaktır.

    Roman alanında bir Halit Ziya’nın bizden olmayan, havada duran kişileri, tanımları, yorumları, yargılarına karşı yüzde yüz bizden bir Hüseyin Rahmi’miz vardı. Beyoğlu’nun iki üç bin kişisi için roman yazan İzzet Melih’ler, Saffet Nezihi’lere karşı Ahmet Rasim’ler, Osman Cemal’ler dengeyi tutuyordu. Ama tiyatro alanında Hüseyin Suat’ların, Tahsin Nahit’lerin ve öbür uygulayıcıların karşısına çıkacak güçlü bir yerli yazarımız yoktu. Bu yoklukta onun yerini yabancı yapıtları şaşılacak bir sıcaklıkla yerlileştiren İbnürrefik Ahmet Nuri almak zorunda kaldı. Çoğu insanın Sekizinci’yi Hisseyi Şayia’yı, Ceza Kanunu’nu, İpekçi Merhum’u yerli sanışı boşuna değildir. Musahipzade Celal, ortaoyunu tekniğini tiyatroya çıkaran ilk yazarımız sayılsa yeri. Ama o da ağırlığını bu devirden biraz sonra, asıl 1930’lardan bu yana, Muhsin Ertuğrul’un yönettiği Şehir Tiyatrolarına sürekli yapıtlar verdiği evrede duyuracaktır.

    Haldun TANER

  2. Bu metin hangi amaçla yazılmıştır?
  3. Tartışmada yazar veya konuşmacı yeteneği, bilgisi ve deneyimiyle kendine göre bir yöntem belirler. “Yüz Yıllık Bir Tartışma” metninde tartışılan konuyu ve yazarın bu konuya bakış açısını belirleyiniz.
  4. Yazarın tercih ettiği cümle ve kelimelerin metnin anlatımına nasıl bir katkısının olduğunu açıklayınız.
  5. Metinde okuyucuyu ikna etmek için dil nasıl kullanılmıştır?
  • “Yüz Yıllık Bir Tartışma” adlı metinden zaman zarflarına örnekler bulup defterinize yazınız.
  • Fiilin bildirdiği zamanla fiili belirten zarfın bildirdiği zamanın farklı olup olmadığını inceleyip sonuçlarını tahtaya yazınız.
  1. İKİNCİ YENİ VE KAPALI ŞİİR

  • Evet, yok, yok… Bir sürü şair adı, bir sürü kitap başlığı. Bir şiir enflasyonudur gidiyor. Sanırım, beklemekten de yorulduk. Nedir bu İkinci Yeni diye adlandırılan ve bir akım süsü verilen anlayışsızlık?
  • Dur, o kadar coşma, diye söz aldı A., şiir elbette anlamsız olamaz. Bu arada senden yanayım. Son yıllarda, kelimeleri boşuna harcanmış emek sayarım. Şiirin ne olduğunu anlamadan bu yola sapanları kendi hâllerine bırakmalı. Zaman onların hakkından gelir. Ama her kapalı şiire de kötü şiir gözüyle bakmamak gerek.
  • Bence, dedi, sanatı bilinçaltı süzgecinden geçirmeye çalıştıkları için şiirleri kapalı sanılıyor. Ama onlar henüz söyleyişlerini bulmuş değiller. Oysa edebiyatta, hele şiirde, söyleyiş görüş açısının ta kendisidir. Bilinçaltının beslediği ilk zenginlik, şaire özgü açıdan, dış gerçeği aydınlattı mı dil de söyleyiş de yaratılmışolur. Sanatta, acelenin yeri yoktur. Bekleyelim. Yüzyıllar, parmakla sayılacak kadar az sayıda büyük eser verir. Başımızı, otuz kırk yıl öncesine çevirirsek şiirimizin bugüne dek ne kadar yol aldığını daha iyi görebiliriz. Günümüzün şairleri şiiri sadece dilin sadeliğinde ve hece kalıplarında bulan, otuz kırk yıl önceki anlayıştan ne kadar uzaktalar.

    Suut Kemal YETKİN

  1. Yukarıdaki tartışma, hangi ifadelerle başlamış ve nasıl sürdürülmüştür?
  2. Metinde dilin hangi işlevi ön plana çıkmıştır? Metinden dilin bu işlevine örnek cümleler bulunuz.
  1. Başımızı, otuz kırk yıl öncesine çevirirsek şiirimizin bugüne dek ne kadar yol aldığını daha iyi görebiliriz. Yukarıdaki cümlede altı çizili zarf başka bir zarfı azlık-çokluk yönüyle belirtmiştir.

  • 1 ve 2. metinden fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ve diğer zarfları azlık-çokluk yönünden etkileyen zarflara örnekler bulup defterinize yazınız.
  • Azlık-çokluk zarflarının cümledeki işlevlerini belirleyiniz.
  1. Sormama müsaade eder misiniz?

    Shakespeare (Şekspir) yeni midir? Beş yüz yıl önce yaşamıştır. Modern çağın en eski şairidir. Shakespeare eski midir? Piyesleri hâlâ oynanıyor, tiyatro salonlarını dolduruyor. Hâlâ ona dair monografiler birbirini kovalamaktadır. Hakkında en çok eser yazılan odur. Geçen gece Londra Radyosunda ona dair konuşma vardı.

    Aynı soruyu Türk ve yabancı bütün gerçek sanatçılar için tekrarlarsak cevap da aynı olur. Onlara ne yeni demek mümkündür ne de eski.

    Gerçek sanat eseri zamana mukavemet eder. Yahut gerçek sanat eserinin dünyası içinde zaman geçmez. Onun eskiliği ve yeniliği söz konusu değildir.

    Geçmemeye layık bir sanat çığırı moda olamaz. O insan kadar eski bir geleneği, insan kadar ebedî bir tazelik hâlinde devam ettirir.

    Eğer nonfigiratür resmi bir süs diye kabul ederseniz o insan kadar eskidir. Halis resim diye kabul ederseniz kötü bir fal yaşamayacak demektir.

    Yeniyi inkâr eden “eski” hayranları eskiyi inkâr eden “yeni” hayranlarıyla aynı hata çizgisi üstündedirler. Birinciler her ananın çocuğu olduğunu ikinciler de her çocuğun anası olduğunu kabul etmezler. Yahut çocuk doğunca anasının öleceğini sanırlar.

    Peyami SAFA

  • Metnin anlatımını nesnel ve öznel oluşu bakımından değerlendiriniz.
  • Metnin nesnel ya da öznel oluşu anlatımı nasıl etkilemiştir?
  1. ■ Azlık-çokluk zarflarını yukarıdaki anlamları karşılayacak şekilde cümlelerde kullanıp bunları defterinize yazınız.


     

  2. ■ Tartışmacı anlatımla oluşturulmuş, okuduğunuz ve dinlediğiniz metinlerin ortak özelliklerini belirleyip şemaya yazınız.


     

  • Belirlediğiniz bir konu hakkında tezler oluşturarak önce tezlerinizi destekleyen düşünceleri sonra görüşlerinizin karşıtı olan düşünceleri (antitezleri) sıralayınız.
  • Bu düşünceleri göz önünde bulundurarak kendi tezlerinizi kanıtlayan bir tartışma metni oluşturunuz.
  1. ■ Aşağıdaki cümleleri tartışmacı anlatımla devam ettirerek paragraf oluşturunuz.

    “Sanatçı eserini sanat için oluşturmalıdır.” diyorlar. Sanatçı toplumu, insanları aydınlatmıyorsa beni ilgilendirmez onun yazdığı eserler…

    Bazı şairler düz yazının anlatım gücünün bir yerde tükendiğine inanır. Bence böyle değildir…

  2. ANNELER VE BABALARLA BİR HASBİHÂL

    Bu ders yılı başlarken okul çocuklarımız ve gençlerimize geçen hafta dilimin döndüğü kadar düşündüklerimi söyledim. Şimdi de okulda çocuğu olan ana, baba okuyucularımla biraz dertleşmek istiyorum. Arada

    ileri geri laf edersem kusuruma bakmasınlar. Memleketin yarını olan çocuklarımız için bugünden hazırlıklı olmanın bir millî vazife olduğunu hesaplayarak bu noktada gösterilen fazla duyarlığı mazur görsünler. İşin şakası yok, bütün ümidimiz onlarda; memleketin istikbali onların iyi yetişmesindedir. Meseleyi ne derece ciddiye alırsak çözülmesini de o nispette doğru yapabiliriz. Bir defa şu malum hakikati tekrarlayalım: Çocuk, iç içe üç çevre içinde büyür: Aile, okul, geniş topluluk. İleri neslin iyi veya fena yetişmesinde bu üç çevreye mensup olan herkes sorumludur. İşi yalnız öğretmene ve okula yükleyip ailenin ve bütün milletin bu sorumluluktan kendini sıyırması mümkün değildir.

    Denilecek ki bütün millet, nasıl olur da terbiye işinden sorumlu kılınabilir. Buna cevap vermek için bir misal vereyim: Sabahları tramvaya, vapura, otobüse ve dolmuşa binerken hepimizin gördüğü izdiham manzaraları içinde okul çocuklarıyla büyük adamlar arasındaki münasebete bir bakalım. Daha ilkokulun birinci ve ikinci sınıfında bulunan bir küçük çocuk, kendini itip kakan hatta minimini ayaklarına basıp geçen, taşıta atlayan ağabeylerini, ablalarını, babalarını, hatta, dedelerini görürse kendinden büyüklere muhabbet ve hürmet besleyebilir mi?

    Hasan Ali YÜCEL

  1. Aşağıda verilen cümlelerdeki boşlukları edindiğiniz bilgilere göre doldurunuz.
  • Tartışmacı anlatımda dilin daha çok    ve    işlevleri kullanılır.
  • Tartışmacı anlatımda    konular işlenmeye daha elverişlidir.
  1. Aşağıda verilen ifadelerin sonuna doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
  • Tartışmacı    anlatımda herkesin takip etmesi gereken bir tartışma yöntemi vardır.    (    )
  • Tartışmacı    anlatımda ihtimal bildirmeyen, kesin, kanıtlanmış bilgiler kullanılır.    (    )
  • Tartışmacı    anlatımda savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilmelidir.    (    )
  1. Aşağıdaki konulardan hangisi tartışmacı anlatımda ele alınmaya daha elverişlidir?
    1. Tarih boyunca kullanılan iletişim yöntemleri
    2. Bir gencin gelecekten beklentileri
    3. Düşünce; bir sanat eserinde araç mıdır, amaç mıdır?
    4. Çevre sorunlarına karşı alınacak önlemler
    5. Gün batımının insanda uyandırdığı duygular
  2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zaman zarfı kullanılmamıştır?
    1. Seni epeydir buralarda görmüyorum.
    2. Şimdilerde gece gezmeleri moda oldu.
    3. Geçenlerde arkadaşlarla senden söz ettik.
    4. Bir şeyler bilmediği hâlde öylesine konuşuyor.
    5. Buralarda kışın kimseyi bulamazsınız.
  3. Tartışmacı anlatımın özellikleri nelerdir?

CEVAP VER