Örnek bir inceleme yazısı

0
82

YALNIZLAR

 


 

Günlük olaylar, bir sürü yazılar beni yalnızlık üzerinde düşündürürdü. Gerçek yalnızlığın, tek başına
odasına kapansa bile topluluğu türlü istekleri ile içinde taşıyan insanda değil, topluluğun ortasında yaşadığı
hâlde onun ağlarından kurtulmuş olan insanda olduğunu düşündüm.

İnsanlar, içinde bulundukları topluluğun kurulmuş düzenine uyarak yaşıyorlar. Bu düzen yalnız görenek-
lerde değil, düşünme ve duyma gibi iç davranışlarda bile kendini göstermekten geri kalmaz. Üzerinde
durulması gereken nokta bence budur işte.

Her şeyi topluluk hayatına borçlu değil miyiz? Onun dışında ne insanı ne de eserini tasarlamaya imkân
vardır. Böyle olmakla beraber, insanı yücelten toplum onu alçaltıyor da. Büyüklük de küçüklük de hep o
kaynaktan geliyor. İçerideki hâlimizle dışarıdaki hâlimiz bir değil. Kafamızdaki düşüncelerle kâğıda geçiş-
leri birbirini tutmuyor. Kendimiz için ayrı, başkaları için ayrı yaşıyor; ayrı düşünüyoruz. Böylece bizi yaşatan
toplum, bizi kendimizden, kendimiz olmaktan uzaklaştırıyor. Yazısını tamamladıktan sonra bir müddet
bırakıp da tekrar eline alan yazarın yaptığı değiştirmelerde yalnız söyleyiş kaygısı değil, bu müddet içinde
gelip geçen olayların da tesiri aranmalıdır.

İnsanın kendi kendisi ile baş başa kalabilmesi öyle pek kolay işlerden değildir. Bir yandan toplumun tep-
kilerine uğramak, öbür yandan kendi boşluklarına yuvarlanmak korkusu, birçok yazarı ne iseler öyle olmak-
tan alıkoymuştur. Bu bakımdan, yalnızlıkla kahramanlık bir gibidir. Bu satırları yazarken Stephane
Mallarme (Stefın Malarme) hayalimde canlanıverdi. Öyle ya, kim onun kadar bir yandan alaylara ve yer-
melere göğüs germesini, bir yandan da boşlukla karşılaşmayı gözüne alarak kendi içine eğilmesini bilmişti.
Toplumun ağlarından kurtulduğu için şiirlerini okuyucularına göre değil, okuyucuları şiirlerine göre tasar-
lamış, yaşadığı zamanın dışına demir atmıştı. Elbette Mallarme bir kahramandır. İnsanın hayatta ve sanat-
ta, içini dolduran engellerle savaşmasından özüne varmak için arınmaya çalışmasından daha büyük kahra-
manlık mı olur? Bu savaşta insan kendi hiçliği, toplumun sert tepkileri ile karşılaşabilir. Ama bunlar göze
alınmadıkça gerçekten varlık da yaratıcılık da yoktur. Donkişotluk, insanın yalnız içinden geçirebildiği
bazen bunu bile yapmaktan çekindiği şeyleri, her şeyi göze alarak yüksek sesle söylemenin sembolüdür.
İlim ve sanat, bu uğurda savaşanların emekleri ile yüceliyor.

Yunus, bu insanlardan biri idi. Baudelaire (Bodler) de bunlardan biridir. İlk halkası dünlerin, son halka-
sı yarınların sisleri içinde gömülen bu kahramanlar zinciri, hayatı kendi kendisi olmaktan alıkoyan şeylerle
savaş hâlinde geçen Gide’in ölümü ile bugün kırılmıştır. Boşlukta sarkan iki uç, yeni bir halka ile birbirine
ne zaman kavuşacak? İnsanlık, bu yalnızlardan, bu savaşçılardan, bu Don Kişotlardan birini ne zaman
görecek? Cevapsız kalacak bir sual ama gene de bunu sormaktan kendimizi alamıyoruz.

Suut Kemal YETKİN
Edebiyat Üzerine

CEVAP VER