Öğretici Anlatım – Zarf

0
163

Öğretici Anlatım – Zarf

Hazırlık

  1. Bir konu hakkında bilgi edinmek için ne tür kaynaklara başvurduğunuzu açıklayınız.
  2. “Ansiklopedik bilgi” sözünden ne anladığınızı açıklayınız.
  3. Öğrendiğiniz bilgileri nasıl kalıcı hâle getirebilirsiniz?
  4. Öğrendiklerinizi başkalarına aktarırken nelere dikkat edersiniz?
  5. Bilgi birikiminin bir metnin anlaşılmasındaki etkisi nedir?
  1. MERİDYENLER

Ekvatordan kuzey-güney yönünde birer derece açıyla geçerek bir kutuptan ötekine uzanan daire yaylarıdır. Ekvatorun çevresi 360 derece olduğundan 360 meridyen bulunur. Meridyenler arasındaki uzaklık ekvator üzerinde yaklaşık 111 km’dir. Bu uzaklık, ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe daralır. Meridyenlerin birleştiği kutuplarda bir nokta hâlini alır.

Meridyenlerin yerini belirtmek için Londra’daki Greenwich (Grinviç) gözlemevinden geçen meridyen esas alınmıştır. “0” derece olarak kabul edilen bu meridyen başlangıç meridyenidir. Bunun doğusunda bulunan 180 meridyene doğu meridyeni, batısında bulunan 180 meridyene batı meridyeni denir. Ayrıca başlangıç meridyeninin doğusundakine Doğu Yarım Küre, batısındakine Batı Yarım Küre denir.

Coğrafya Ders Kitabı

  1. Metinde meridyenlerin hangi özellikleri açıklanmıştır?
  2. Metin, bilgi vermeyi mi yoksa duyguları ifade etmeyi mi amaçlamıştır?

    KLASİSİZM

Bu sanat okulunun gayesi tabiatı akla uygun bir şekilde taklit etmektir. Klasisizme göre sanatın üç temeli vardır: akıl, sağduyu, tabiat. Bir eser güzelliğini, değerini akıldan alır. Sağduyuya uymayan hiçbir anlatımın estetik değeri yoktur. Hiçbir şey “gerçek”ten daha güzel olamaz. Ancak “gerçek” sevimlidir. İnsan ruhu inanmadığı hiçbir şeyden heyecan duymadığı için tabiatı taklit gerekir. Klasisizmde gayeye varabilmek için tabiattan ayrılmamak, aklıselimden uzaklaşmamak; Grek ve Latin kaynaklarından faydalanmak; sanatçının daima kusursuzluğa varabilmek için istek duyması şarttır. Klasisizm için “1660 Edebiyat Akımı” da denilir. Konuların insan tabiatına uygunluğu, davranışların aklın denetimine bağlı oluşu, konuların gerçekliği klasisizmin temel özellikleridir. Gide’e (Jid) göre: “Klasisizm geçici rağbeti değil sürekli rağbeti arar.” Ana dilin en güzel biçiminde yazılması, biçim kusursuzluğu, kurallara tam uygunluk, din dışı konulara eğilim klasik yapıtların temel nitelikleri arasındadır. Cornaille (Korney), Racine (Rasin), Moliere (Molyer), La Fontaine (La Fonten) , La Bruyere (La Buruyer) klasisizmin en ünlü öncüleridir.

Edebiyat Ders Kitabı

  1. Metinde klasisizmin hangi özellikleri açıklanmıştır?
  2. Metni öznel ve nesnel olması yönüyle inceleyerek öğretici anlatımlarda daha çok hangi anlatım türünün kullanıldığını belirleyiniz.
  3. MADDENİN ÜÇ HÂLİ

    Maddenin üç hâli vardır: katı, sıvı ve gaz hâli.

    Uygun koşullarda madde bir hâlden diğer hâle dönüşebilir. Bu dönüşüm sırasında bir kütle kaybı olmaz.

  4. Katı hâli: Bir maddenin belli bir şekli ve belli bir hacmi varsa maddenin bu durumuna “katı hâl” denir.

    Katı maddeyi oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar çok azdır. Maddenin katı hâlinde, tanecikler arasında bir düzenlilik vardır.

  5. Sıvı hâli: Sıvı maddelerin belli bir şekli yoktur.

    Bunlar içinde bulundukları kabın şeklini alırlar. Hafif bir kuvvet uygulanarak sıvıların biçimi rahatlıkla değiştirilebilir. Sıvı hâlde tanecikler arasındaki boşluk katılara göre daha fazla olup tanecikler arasındaki düzensizlik artar.

  6. Gaz hâli: Bir maddenin belli bir şekli ve belli bir hacmi yoksa ve bulunduğu kabın şeklini alarak hacmini kaplıyorsa bu duruma “gaz hâli” denir. Gaz maddeyi oluşturan tanecikler arasında büyük boşluklar ve düzensizlikler vardır.

    Maddenin üç hâli yandaki şemada gösterilmiştir.    Kimya Ders Kitabl

  7. 3. metinde maddenin hâlleri hakkında hangi bilgiler verilmiştir?
  8. Okuduğunuz metinlerde parçalar (metin, tablo, resim vb.) arasındaki ilişkinin nasıl sağlandığını belirleyiniz.
  1. ■ “Meridyenler”, “Klasisizm” ve “Maddenin Üç Hâli” metinlerinde dil ağırlıklı olarak hangi işlevinde kullanılmıştır? Metinlerden dilin bu işlevine örnek cümleler gösteriniz.

  2. Sülüklü’nün dar, dolambaçlı sokaklarından birinde çıplak ayaklarındaki takunyalarını bozuk kaldırımların üzerinde at nalı gibi tıkırdatarak koşan bir kız çocuğu, viran bir evin önünde durdu. Kapı tokmağına birkaç defa vurdu. Açan olmadı.

    Birbirine yaslanmakla ayakta durabilen bu kağşamış evceğizler sanki bir sırada uyuyorlar… Yerde, duvar üstünde sönük bakışlarla ağır ağır gezinen, tüyleri seyrelmiş, karnı karnına yapışmış birkaç aç kedi sokağın hareketsizliğini canlandırıyor. Cumbanın birine asılmış, küçük kafesteki saka kuşu, mahbesinin çubuklarını gagalayarak aşağı, yukarı çırpınıyor.

    Takunyalı kızın elinde küçük bir kâse var. Açılmayan kapının tokmağına bir daha yapıştı. Tak, tak, tak! Gene çıt yok. Bu defa çocuk sinirlendi, tokmağını oyuncak yaparak tak, taka, tak, taka. Tak, taka, tak, tuhaf bir kadans tutturdu ve bu takırtının ahengiyle gittikçe cezbelenerek elindeki kâse muhteviyatının çalkana çalkana yarısını döktü.

    Nihayet içeriden kart, kısık bir ses fışkırdı.

    Hüseyin Rahmi GÜRPINAR

    DİVANIHÜMAYUN

    Bizzat padişahın başkanlığında birinci derecede devlet işlerini görüşmek üzere toplanan divana Divanıhümayun ismi verilmiştir. Bu Osmanlı Divanı; Selçuklu, İlhanlı ve diğer Türk devletleri örnek alınarak meydana getirilmiştir.

    Osmanlı Devleti’nde Sultan Orhan zamanından itibaren divanın bulunduğu görülür. Divan toplantıları Sultan I. Murad,

    Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde de devam etmiştir. Mesela Yıldırım Bayezid, halkın şikâyetlerini yüksek bir yere çıkarak dinler ve haksızlığa uğrayanların davalarına çözüm getirdi.

    Hükümdar nerede bulunursa divan orada kurulurdu. Fatih’e kadar divana hükümdarlar başkanlık etmiştir. Bundan sonra veziriazamlar divana reislik yapmış ve Mührihümayun da kendisine verilmiştir. Bu durum veziriazamın devlet adamları üzerindeki gücünü artırmıştır. Padişaha ise divan toplantılarını kafes arkasından dinlemek suretiyle onları devamlı kontrol altına alma imkânı vermiştir.

    Divan toplantıları Kanunî zamanına kadar bugünkü Kubbealtı denilen binanın bulunduğu yerin arkasındaki Divanhane’de yapılmaktaydı. Kanunî devrinde veziriazam Damat İbrahim Paşa bugünkü binayı yaptırarak divan toplantıları ondan sonra burada yapılmıştır.

    Osmanlı divanı, bugünkü anlamda Bakanlar Kurulu, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi gibi devlet kurumlarının görevlerini yerine getiren önemli bir meclisti. Burada alınan kararlar, Osmanlı hukuk sistemi gereğince kanun sayılmıştır. Ancak alınan kararların veya verilen buyruğun kanun hükmüne girebilmesi için gerekli şartları taşıyıp taşımadığına bakılır, gerektiğinde şeyhülislama sorulur ve bunun için fetva alınırdı. Bu şekliyle kanun yapıcı olarak Osmanlı Devleti’nin en önemli yasama ve yürütme organı niteliğini taşımaktaydı.

    Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU

  • 4 ve 5. metinleri; söz sanatlarına, yan anlam ifade eden kelimelere ve kelime gruplarına yer verilip verilmemesi açısından inceleyiniz.
  • Bu değerlendirme sonunda öğretici metinlerin dil ve anlatım özelliklerini belirtiniz.
  1. MUTLAK MESAFE

    Mutlak mesafe, lokasyonların dağılışı hakkında bilgi edinmede genel bir görüş sağladığı için yararlıdır. Mutlak mesafe, aynı zamanda izafi mesafeyi de geniş ölçüde etkiler. Fakat bununla beraber, insanların algıladığı biçimde zaman, ücret ya da elverişlilik temeline dayanarak harekete karar vermeyi etkileyen izafi mesafedir. Buna bağlı olarak mesafe izafiyse mekânlar mesafeyle ölçüldüğüne göre, böylece mekân da izafi olacaktır. İzafi mekânın incelenmesi, önceden de değinildiği gibi, yakın yıllarda coğrafyadaki en önemli gelişmelerden biri olmuştur. Böylece bütün lokasyonlar sabit olmaktan çok izafi olarak göründüğünden “Nerede?” sorusu da yeni bir anlam kazanmıştır.

    Dr. Erol TÜMERTEKİN

  • Üç grup oluşturulur. Birinci grup edebiyat ders kitabından, ikinci grup matematik ders kitabından, üçüncü grup ise tarih ders kitabından öğretici anlatımla yazılmış, tablo ve resimlerle zenginleştirilmiş metinler bulur, sınıfa getirir.
  • Her grup getirdiği tablolar, resimler ve metinler arasında ilişkinin nasıl sağlandığını ve ilişkiyi sağlayan ifadeleri belirler ve tahtaya yazar.
  • Bu çalışma sonucunda gruplar öğretici anlatımla yazılmış, tablo ve resimlerle zenginleştirilmiş metinlerde bölümler arasındaki ilişkinin nasıl sağlandığını tespit eder. Belirlenen sonuçlar tahtaya yazılır.
  1. ■ Okuduğunuz ve dinlediğiniz öğretici metinlerin ortak ve farklı yönlerini belirleyip tabloya yazınız.

    Öğretici Metinler

    Ortak Yönleri

    Farklı Yönleri

       

     

     

  2. ■ Aşağıdaki resimlerden birini seçip öğretici anlatımın özelliklerini kullanarak bir paragraf yazınız. Yazdıklarınızı arkadaşlarınızla paylaşıp onların değerlendirmelerini alınız.

    ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE MİLLÎ GÜÇ UNSURLARI

    Atatürkçü Düşünce Sistemi’nde millî güç unsurları olan siyasi güç, ekonomik güç, askerî güç ve sosyokültürel güçlerin önemi çok büyüktür.

    Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında devletler arası ilişkileri yakından takip edip devletin siyasi gücünü çok iyi kullanmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyet Rusya ve Fransa ile yapılan Moskova ve Ankara antlaşmaları ile bunu ispatlamıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Antlaşması ile bu başarılar devam ettirilmiştir.

    Bir devletin millî sınırlarını koruması ancak iç ve dış düşmanlarına karşı kuvvetli bir askerî güce sahip olmasıyla sağlanabilir. Başka devletler askerî yönden güçlü olan bir devleti istila etmeye cesaret edemez. İçeride de güvenlik sayesinde, halk huzurlu bir şekilde yaşar.

    Bütün bunların yanında ekonomik ve kültürel kalkınmayı gerçekleştiremeyen milletler başka milletlerin tehdidi altındadır. Kültürel çöküşle birlikte o toplumda çözülmeler başlar, millî birlik ve beraberlik ülküsü tehlikeye düşer.

    Muhammed ŞAHİN


    7. metin

     

    ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ

    “Milletimizin yüksek karakterini… yaradılıştan sahip olduğu zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, en değerli varlığımız olan millî birlik, iyi geçinmek ve çalışkanlık duygu ve kabiliyetlerindeki olgunluğunu, ulus varlığını ve yurt erginliğini korumak”, azim ve kararını “devamlı olarak ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek”,

    “Türkiye’yi hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı” olmasını sağlayacak ekonomik güce sahip kılmak,

    Atatürk

    Atatürk’ün Türk milleti için söylediklerini, fikirlerini yapmak istedikleri, yaptıkları ve başarmaya çalıştıklarını, özet olarak dinamik ideali mihver olarak almak; Atatürkçülüğün öngördüğü genel niteliklere uygun olarak aklın ve ilmin rehberliğinde gerçekleştireceğimiz vazifelere dönüştürmek, başarılı şekilde çalışmak, bütün vatandaşların, Türk milletinin mutluluğu ve Türk Devleti’nin parlak geleceği için esastır.

    Atatürkçülük, Cilt III

  • Atatürkçü düşüncede dayanışmanın, millî birliğin sağlanmasındaki önemi konusunda bir araştırma yapınız.
  • Araştırma sonuçlarından ve yukarıdaki metinlerden yararlanarak “millî birlik ve beraberlik yönünden Atatürkçü düşüncede dayanışmanın önemi” konulu öğretici anlatım türünde metin oluşturunuz.
  • Metninizi sunum hâline getirerek sınıfta sununuz.
  • Öğretici anlatımda dil    işlevinde kullanılır.
  • Öğretici metinlerde kelimeler    anlamda kullanılmaz.

( ) ( ) ( )

    1. Dilin daha çok göndergesel işlevi kullanılır.
    2. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamına yer verilir.
    3. Metnin anlaşılması için okuyucu bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olmalıdır.
    4. Daha çok ders kitaplarında ve ansiklopedilerde kullanılır.
    5. Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
  1. Millî birlik ve beraberliğin sağlanmasında Atatürkçülüğün önemini söyleyiniz.
  2. Öğretici metinlerin yazılış amacı nedir?
  3. Öğretici anlatımın dil ve anlatım özellikleri nelerdir?

    Öğretici metinlerle alıcı arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

CEVAP VER