Kanıtlayıcı Anlatım-Zarf

0
149

Kanıtlayıcı Anlatım-Zarf


 

  1. Sorunlarınızı gözerken başkalarının düşüncelerinden yararlanır mısınız? Niçin?
  2. Düşüncelerinizi açıklarken nelere dikkat edersiniz?
  3. Siz bir reklamcı olsaydınız insanları ikna etmek için hangi yollara başvururdunuz?
  4. Bir cümlede, zarfları kullanma ihtiyacını niçin hissedersiniz?
  • Bir düşünceyi, bir savı kanıtlamak üzere yazılmış yazılar bulup bunları sınıfta okuyunuz.
  • Okuduğunuz ve dinlediğiniz bu metinlerin ortak özelliklerini belirleyip tahtaya yazınız.


 

  1. YAZARLIK YETENEĞİ YİTER Mİ?

    Yazarlık yeteneği yiter mi? Eskiden yitmeyeceği kanısındaydım. Yazar nihayet, ilerleyemez, bir noktada kalırdı; niçin yeteneğini yitirsindi? Bu konuda okuduğum iki yazı bende karıncalanma yarattı. Bunlardan biri oldukça eski: Bir mizah dergisinde belki de bir Halkevi dergisinde (unuttum şimdi), Hüseyin Rifat’ın eskiden ne güzel şiirler yazdığı hatta Hayyam’dan ne güzel çeviriler yaptığı ama artık yeteneğini iyiden iyiye yitirdiği söyleniyordu. Fazla önemsememiş olacağım ki ya da Hüseyin Rifat gibi hiçbir zaman yakınlık duymadığım bir şairle ilgili bir saptama bende hiçbir izlenim uyandırmamış olacak ki okuyup geçmiştim. Sonra bir gün Sartre (Satr)’ın Edebiyat Nedir’ini okudum (O kitabın çok önemli bulduğum son bölümü yani yarısı Türkçeye çevrilmedi). Sartre da Fransız edebiyatında bazı yazarların yeteneklerini yitirdiklerinden söz ediyordu. O zaman, o mizah dergisindeki ya da Halkevi dergisindeki yazı da dirildi, yeni bir güncellik kazandı bende.

    Ama yine de yalnızca bir soruydu bu benim için: Yazar, nasıl olurdu da yazarlık yeteneğini yitirirdi? Okumuş olduklarını hiç mi hiç okumamış, daha önemlisi, yazmış olduklarını hiç mi hiç yazmamış bir duruma nasıl gelebilirdi?

    Bu iki yazıyı okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. Sonunda şu kanıya vardım: Yitiyor, yitebiliyor. Bir şair bir gün daha kötü bir şair, bir yazar daha kötü bir yazar hâline gelebiliyor. Hatta bir bakıma kendi eski yazdıklarının okuru olma düzeyini artık tutturamamaya başlıyor. Bunu, bir şairin, bir yazarın belli bir anda oluştuğu doruk anına ya da durumuna artık bir daha ulaşamaması gerçeğiyle karıştırmayalım. Koşullar değiştiği için geri düşmüş olmak da ayrı şey. Yeni durumlara ayak uyduramamadan da eskimiş olmaktan da başka bir şey benim demek istediğim. Başarısızlıktan söz etmiyorum.

    Yakup Kadri Karaosmanoğlu son yıllarda eskimişti. Ama bir Necip Fazıl Kısakürek’te bir yetenek erozyonu olmuştur. Bir Falih Rıfkı Atay da öyle… John Steinbeck (Con Staynbek)’in son yıllarında, böyle bir durum görülmüştür. Öyle ki bu yazara Nobel Ödülü’nün verilişi bazı çevrelerde sürpriz olarak karşılanmıştı.

    Cemal SÜREYA

  2. Metnin yazılış amacını belirleyip defterinize yazınız.
  3. Metnin konusunu bularak konunun nasıl sınırlandırıldığını söyleyiniz.
  4. Metinden tanımlama ve açıklama örnekleri bularak bunların kanıtlayıcı metinlerdeki önemini belirtiniz.
  5. Yukarıdaki metinde yer alan anlam ve kelime tekrarlarını bularak bunların anlatıma katkısını açıklayınız.
  6. Yazar düşüncesini kabul ettirmek için nasıl bir yol izlemiştir?
  7. Yazarın anlattıklarını inandırıcı kılmak için başvurduğu “kanıtlama” örnekleri bulunuz.

    TÜRKİYE’NİN TURİSTİK DEĞERİ

    Yurdumuz, tabiat ve tarih zenginliğiyle, turizm bakımından eşsiz bir hazinedir. Bir bölgeden öteki bölgeye değişen görünüş ve iklim ayrılıkları, Türkiye’yi her mevsimde, her turistin faydalanabileceği, ideal bir ülke yapmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesi, Türkiye kadar uzun ve zengin bir tarihin mirasına sahip değildir. En eski uygarlıkların izleri, anıtları bizim topraklarımızdadır.

    Batılı bir turizm uzmanı diyor ki: “Doğu ile Batı arasında bir köprü olan İstanbul, Boğaziçi, Büyükada, Yalova, Uludağ, Bergama, Efes, İzmir, Antalya… bir turist için o kadar çekicidir ki buralar birer altın damarı hâline getirilebilir.

    Bir başka Batılı uzman da: “Yeryüzünde pek az memleket turist çekme bakımından Türkiye ile boy ölçüşebilir.” diyor.

    Bu değerli övgüler birer nezaket sözü değildir. Gerçekten yurdumuz, Akdeniz ikliminden Alpler iklimine kadar basamak basamak değişen tabiat nitelikleriyle, deniz kıyıları, yüce dağlar, ormanlar, göller, çağlayanlar vb. güzellikleri yanında en eski uygarlıkların anılarını da sınırları içine alır.

    Homer zamanındaki eski İyon şehirleri buradaydı; Truva burada bulunuyordu. Efes, Bergama ve öteki uygarlık merkezlerinin başlıca kalıntıları, hâlâ burada göze çarpmaktadır. Ünlü filozof Diyojen burada doğmuştur; İskender Batı Asya seferlerine buradan geçmişti. Kördüğüm’ü kestiği yer buradadır. Sezar’ın “Geldim, gördüm, yendim.” diye söz ettiği zafer, Anadolu’nun içlerinde, Zile yakınlarında kazanılmıştı.

    İlk Mısır sülaleleri zamanından bile eski olan uygarlık kalıntılarının meydana çıktığı Tarsus’ta Saint Paul (Sen Pol) doğmuş, Efeslilere hitap eden mektuplarını yaydığı gezilere buradan çıkmıştı.

    Anadolu’nun yüzeyine yayılmış bulunan dört bin yıllık Hitit uygarlığının eserleri, bir turist için akılları durduracak derecede ilgi çekicidir. Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarının sayılamayacak çeşitli muhteşem anıtları, yurdumuzun her yerinde bütün canlılığıyla ayaktadır. Sözün kısası, Türkiye’miz bir turist cennetidir: Peribacaları, Pamukkale, Kuşcenneti, Tortum, Abant, Antalya şelaleleri vb. tabiat mucizeleri burada toplanmıştır.

    Bunları turizm bakımından değerlendirmeyi bilmeli, turistlere karşı geleneksel konukseverliğimizi göstermeliyiz. Her turisti güler yüzle yolcu etmek, bizim için ulusal bir ödev olmalıdır. Çünkü yurdumuzdan kafası, gönlü dolu ve dinlenmiş olarak ayrılan her yabancı, bizi dünyaya iyi tanıtan gönüllü birer elçidir.

    Hasan OLALI

  8. Yazarın metni yazma gerekçesini belirten cümleleri gösteriniz.
  9. Yazarın konuya bakış açısı nedir?
  10. Görüşünü kanıtlamak için yazar hangi örnek ve belgelere başvurmuştur?
  11. Metinde dilin hangi işlevde kullanıldığını örneklerle gösteriniz.
  • Metinde hitap edilen kitlenin özellikleri nelerdir?
  • Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen kesimin kültür düzeyinin ve beklentilerinin rolünü söyleyiniz.
  • “Yazarlık Yeteneği Yiter mi?” ve “Türkiye’nin Turistik Değeri” metinlerinde yazarların ele aldığı konuyu inandırıcı kılmak için başvurduğu yöntem ve tekniklere örnekler gösteriniz.
  • “Türkiye’nin Turistik Değeri” adlı metinde belirli bir kanıtlama yöntemi olup olmadığını tartışarak belirleyiniz.
  • Bu yöntem ve tekniklerin ele alınan konuyla nasıl bir ilişkisi olduğunu açıklayınız.

    Son yıllarda yapılan araştırmalar, eğitimde övme ve ödüllendirmenin, yerme ve cezalandırmadan daha iyi sonuçlar verdiğini ortaya çıkarmıştır. Bir araştırmacı övme ve yermenin başarı üzerindeki etkisini ölçmek için 4 ve 6. sınıf öğrencilerine bir matematik testi uygulamış ve böylece aynı yaşta ve aynı kabiliyette olan öğrencileri dört gruba ayırmıştır. Beş gün üst üste bu gruplara, üzerinde on beşer dakika çalışmak üzere 30 problem vermiştir. Bu deneyde her günkü çalışmadan sonra I. gruptaki çocukların her biri sınıfın önüne çağı- rılıp kendilerine çok iyi başardıkları söylenmiştir. II. gruptaki öğrenciler gene sınıfın önüne çağırılıp hataları belirtilmiş ve başarısızlıktan ötürü azarlanmışlardır. III. gruptakilere hiçbir şey yapılmamıştır; bunlar ancak ötekilere yapılan muameleyi görmüşlerdir. IV. grup ise ayrı bir dershanede çalıştırılmıştır. Bunlar ödüllendi- rilmeyip cezalandırılmadıkları gibi I ve II. grubun tabi olduğu muameleyi de görmemişlerdir. Beş günlük süre içinde I. grupta devamlı bir ilerleme görülmüş, II. grup öğrencilerde ikinci gün bir gayret artışı ama sonra bir gerileme meydana gelmiştir. III. grubun başarısı övülen ve azarlanan gruplara nazaran daha düşük olmuş;

  1. grup (hiçbir muameleye tabi olmayanlar) ise hepsinden daha geri kalmıştır.

    Feriha BAYMUR

    (Düzenlenmiştir.)

  2. Yazar, metinlerde ileri sürdüğü görüşü kanıtlamak üzere hangi örnek ve belgelere başvurmuştur?
  3. Bu örnek ve belgelerin ele alınan konuyla ilişkisini belirleyiniz.
  4. Yukarıdaki metinlerde geçen kelime ve kelime gruplarının daha çok gerçek anlamında mı yoksa mecaz anlamında mı kullanıldığını söyleyiniz.
  5. Metinden sizin için çağrışım ve duygu değeri olan kelime ve kelime grupları bulup defterinize yazınız. Bu kelime ve kelime gruplarının sizde uyandırdığı çağrışımları ve duyguları açıklayınız.

    Anlama ve Yorumlama

  • Aşağıdaki önermelerden tartışmak istediğiniz dördünü seçerek bunlarla ilgili kullanabileceğiniz kanıtları sıralayınız:

    Önermeler:

  1. Okullardaki sınavlar çoktan seçmeli olmalıdır.
  2. Toplumları kahramanlar değil kahramanları toplumlar yaratır.
  3. Turizm, ülke ekonomisine sanayiden daha fazla katkı sağlar.

    ç. Ülkelerin tanıtımında en etkili yol spordur.

  4. Dünya barışı hoşgörüyle sağlanır.
  5. Toplumlardaki bunalımların nedeni genellikle ekonomiktir.
  6. Bir okul açmak, bir hapishane kapamak demektir.
  7. İki yüz sene yaşasaydım daha mutlu olurdum.
  8. Savaşlar, eğitim ve öğretim yoluyla önlenebilir.
  • Kullandığınız kanıtlama yöntemlerini örneklerle açıklayınız.
  • Bunların hangisini daha etkili bulduğunuzu nedenleriyle belirtiniz.
  • Kanıtlayıcı anlatımla oluşturulmuş okuduğunuz ve dinlediğiniz metinlerin ortak özelliklerini belirle

    yip şemaya yazınız.


     

     

  1. ■ Aşağıdaki cümlelerde yer-yön bildiren kelimeleri bularak bu kelimelerden zarf olanları defterinize yazınız. İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi.

    Peyami SAFA

Dışarıda, çocuklar birdirbir oynamaya dalmışlardı.

Artık komutanlardan başka hiç kimse dışarı çıkmazdı.

Kaşla göz, gerisi söz.

Atasözü

Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık.

Deyim

Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok.

Sait Faik ABASIYANIK

Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik.

Aka GÜNDÜZ

Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum.

Falih Rıfkı ATAY

İçeri odadan sesler geliyor.

  1. ■ Aşağıdaki metinlerde soru anlamı hangi kelimelerle sağlanmıştır?

    Ve kopuş ne zaman başlar?    Neden böyle düşman görünürsünüz;

    Ne zaman biter bir sevda?    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Ataol BEHRAMOĞLU    Cahit Sıtkı TARANCI

    “O zamanlar niçin daha çok okumadım? Niçin daha çok çalışmadım? Önümde açılan yükselme yoluna neden sapmadım da zevki çabucak kaybolan bir eğlencenin peşinde zamanlarımı harcadım?” diye dizlerini döven insanlara hayatta çok rastladım.

    Şevket RADO

  • Siz de soru zarflarının kullanıldığı örnek cümleler bulup defterinize yazınız.
  • Bulduğunuz soru zarflarını inceleyerek soru zarflarının niçin kullanıldığını açıklayınız.
  • Güncel bir sorun belirleyiniz.
  • Bu sorunun çözümü için çeşitli öneriler sıralayınız.
  • Bu çözüm önerilerini niçin sunduğunuzu ve bununla neyi amaçladığınızı belirten bir kanıtlayıcı anlatım metni yazıp sınıfta okuyunuz.
  1. TÜRK KADINININ TOPLUMDAKİ YERİ VE KADIN HAKLARI

    Atatürkçü Düşünce Sistemi çok yönlü analiz edildiği zaman, yapılan reformların en fazlasının “Türk Kadını”na yönelik olduğu görülmektedir. Bu sisteme göre, bir milletin seviyesini o millette kadının ulaştığı seviye belirlemektedir.

    Türk vatandaşının, Türk ailesinin sosyal hakları ve birbirleriyle ilişkilerinin uygar ülkelerle düzeye getirilmesi gerektiğine inanan Atatürk, ülkenin çeşitli yerlerindeki gezileri sırasında kadın hakları konusunda görüşlerini açık bir dille kamuoyuna duyurmaktan çekinmemiştir.

    Atatürk, kadın hakları ve statüsü konusunu sadece millî bir mesele olarak görmemiştir. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra konuyu süratle milletlerarası alana götüren ilk insan Atatürk’tür. 22 Nisan 1935’te İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda “Milletlerarası Kadın Kongresi”nin toplanması için imkânlar hazırlamış ve kongreyi himayesine almıştır. Dünya çapında ünlü kadınların ve yazarların katılımını da sağlayan kongreye gönderdiği telgrafta “Siyasi ve içtimai hakların kadın tarafından kullanılmasının, beşeriyetin saadeti ve prestiji bakımından elzem olduğuna eminim.” ifadelerine yer vermiştir. Buna göre Türk kadınının dünya kadınlarıyla ilişkilerinin alacağı şekil de Atatürk’ün “Türk kadınının dünya kadınlarına elini vererek dünya barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz.” ifadeleriyle belirlenmiştir.

    Atatürk’ün 1923’ten itibaren üzerinde titizlikle durduğu ve uygulamaya koyduğu kadın hakları için dünya ancak 1975 yılında birlik olarak çaba sarf etme gereği duymuş ve bu yılı “Kadın Yılı” olarak ilan etmiştir.

    Atatürkçü Düşünce Sistemi çok iyi tahlil edildiğinde “Kadın ve Eğitimi” konusunda aşağıda yer alan boyutlar yoğunluk kazanmaktadır.

    Kadının Toplumdaki Statüsü

    Kadın, aile ve toplum arasında bir köprü görevini görür. Kadının toplumlarda yerine getirdiği görevleri itibarıyla, sosyal sistemin işleyişine katkısı büyüktür. Bu açıdan kadının toplumdaki statüsü incelenirken önce onun birey olarak kişiliğini kazanması daha sonra aile ve toplum içerisindeki durumu düşünülmelidir.

    Atatürk’ün bu konuya ilişkin yaklaşımı dikkate değerdir. “Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol, Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, ilmî, ahlaki, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.” Bu düşünce yapısı, Türk toplumun- da kadının bir kişilik kazanmasına yol açmıştır. Bu açıdan bakıldığı zaman, Atatürk’ün kendine özgü bir kadın anlayışı vardır. O, bugün dünya aydınlarının birleştiği ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının yaymaya çalıştığı ileri düzeydeki görüşü çok daha önceleri dile getirmiştir. 1923 yılında İzmir’de yaptığı konuşmada “Şuna inanmak lazımdır ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” diyen Atatürk, her toplumun iki cinsten oluştuğunu, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinilme- sinin o toplumu yarı yarıya zayıflattığını vurgulamıştır.

    Toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebini, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurumuzun sonucunda gören Atatürk, kadınlarımızın erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha fazla bilgili olmak zorunda olduklarını belirtmiştir. Çünkü ona göre “Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın, en saygın yerde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.”

    Atatürk, Türk kadınına Türk ordusu saflarında resmen ve üniformalı olarak yer veren ilk generaldir. O, “Kadın meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım, açılsınlar, zihinlerini ciddi ilimler ve fenlerle süsleyelim.” derken kadının hem kişiliğini kazanmasını hem topluma katkısını hem de eğitilmesini istemiştir.

    Türk Kadınının Toplumun Sosyal ve Ekonomik Yapılanmasındaki Yeri

    Atatürk, Türk toplumunun yapılanmasının ve kalkınmasının, Türk kadınının kalkınmasına bağlı olduğu kanısındaydı. Gerçekten de İstiklal Savaşı boyunca cephede dövüşen, cephe gerisinde sırtında cephane taşıyan Türk kadınının bu davranışları dışında ülkenin kurtuluşu yolunda mitinglere katılmak, dernekler kurmak ve yabancı devletlerin dikkatlerini çekici bildiriler yayımlamak suretiyle birçok etkinlikleri olmuştur.

    Atatürk, bir toplumun kadın-erkek birlikte kalkınabileceğini, bunlardan birinin ihmal edilmesinin ülke için büyük bir hata olacağını şu ifadelerle dile getirmiştir: “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini görmemezlikten gelelim de kitlenin tümü ilerlemeye imkân bulabilsin? Şüphe yok ki ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmak, ilerlemek ve yenileşme sahasına birlikte geçmek lazımdır. İşte, böyle olursa inkılap başarılı olur.” Atatürk’e göre, toplumu kalkındırmak istiyorsak Türk kadınını çalışmalarımızda ortak etmek, sosyal hayatımızı onunla birlikte yürütmek, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı yapmak zorundayız.

    Ahmet ÇOBAN

  • Dört grup oluşturarak Türk kadınının cumhuriyetle birlikte kazandığı haklar konusunda bir araştırma yapınız.
  • Gruplar, araştırma sonuçlarından ve yukarıdaki metinden yararlanarak Türk kadınının toplumdaki yeri ve kadın hakları konulu açıklayıcı, öğretici, tartışmacı ve kanıtlayıcı anlatım türlerinde metin oluşturunuz.
    • Her grup oluşturduğu metni sınıfta okur ve en güzel metin seçilerek sınıf panosuna asınız.
  • Bu çalışmalardan hareketle; öğretici, açıklayıcı, tartışmacı ve kanıtlayıcı metinleri karşılaştırarak metinlerin ortak ve farklı özelliklerini aşağıdaki tabloya yazınız.

    Anlatım

    Türleri

    Ortak Özellikleri

    Farklı Özellikleri

    Öğretici

    Metinler

       

    Açıklayıcı

    Metinler

       

    Tartışmacı

    Metinler

       

    Kanıtlayıcı

    Metinler

       

     

     

  • Aşağıdaki cümlelerde geçen zarfların altını çlziniz.
  • Bulduğunuz zarfların cümleye kazandırdığı anlamları cümlelerin karşılarındaki noktalı yerlere yazınız.

    CÜMLELER    CÜMLEYE KAZANDIRDIĞI ANLAM

    Güneş pırıl pırıl akıyor gözlerinde.    (    )

    Karataş köyünde akşam ıpıssız bastırdı.    (    )

    Gece uyumalı, gündüz çalışmalı.    (    )

    Büyük lokma ye; büyük konuşma.    (    )

    Bizi aramakla iyi ettin.    (    )

    Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.    (    )

    Toprak derin derin ürperdi.    (    )

    Bu şiiri yağmur yağarken yazdım.    (    )

    En sıkıntılı günlerimde bana kol kanat gerdi.    (    )

    Buraya kadar nasıl gelmiş?    (    )

    Beklediğimiz haber akşamüzeri geldi.    (    )

    ■ Bu zarfların türlerini aşağıdaki tabloya yazınız.

    Durum    Zaman    Miktar    Yer-yön    Soru

    Zarfları    Zarfları    Zarfları    Zarfları    Zarfları

YAŞASIN EDEBİYAT…

İşte o zaman farkına vardım: Tam önümüzdeki, ortadaki sıralardan birinde oturuyordu Sait Faik. Yanındaki arkadaşları, ayağa kalkıp kendisini alkışlayanları selamlaması için zorluyordu. Kıpkırmızı kesilmişti yüzü, koltuğunda iyice büzülmüştü. Fakat alkış gittikçe daha da şiddetleniyordu. Galiba biraz da arkadaşlarının zorlamasıyla… Çaresiz ayağa kalktı. Lakin şöyle biraz doğrulup kendisini alkışlayanları selamlamasıyla koltuğuna yeniden çöküvermesi bir oldu. Sözcüğün tam anlamıyla, pancar gibi kızarmıştı tepeden tırnağa. Alkışlar diner dinmez de sessizce sıvışıverdi salondan.

Demirtaş CEYHUN

  • Metindeki fiilleri, fiilimsileri, zarfları, sıfatları veya adlaşmış sıfatları azlık-çokluk yönünden belirten kelime ya da kelime gruplarını bulunuz.
    • Tabloyu göstergelere uygun olarak doldurunuz.

    Zarfın Kattığı Anlam

    Zarf Zarfın Cümle İçinde Kullanımı

    üstünlük

    çok Çok bilen, çok yanılır.

    eşitlik

     

    en üstünlük

     

    aşırılık

     

    azaltma

    Çok bilen, çok yanılır.

    biraz

    oldukça

     

     

  1. ■ İçinde farklı zarf türleri bulunan bir paragraf yazınız.

    Ölçme ve Değerlendirme

  1. Aşağıda verilen cümlelerdeki boşlukları edindiğiniz bilgilere göre doldurunuz.
  • Cümleye eşitlik, üstünlük, en üstünlük, aşırılık anlamı kazandıran zarflar    zarflarıdır.
  • Kanıtlayıcı anlatım; inandırma,    ,    amaçlarıyla düzenlenir.
  1. Aşağıda verilen ifadelerin sonuna doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
  • Okuyucuyu veya dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime, kelime öbeği veya cümleler kanıtlayıcı

    anlatımda aralıklarla tekrar edilir.    (    )

  • Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul

    ettirmek için örneklere başvurur.    (    )

  • Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine

    müracaat eder    (    )

  • Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve    beklentileri göz ardı edilebilir.    (    )
  • Kanıtlayıcı metinlerde kavramları tanımlama ve açıklama önemli değildir.    (    )
  1. Aşağıdaki cümlelerdeki zarfları bularak bunların çeşitlerini yanlarındaki boşluğa yazınız.
  • Böyle söyleyerek genç adamı bazen elinden bazen yakasından tutup sürüklüyordu. (    )
  • Evine nasıl geldi, geceyi nasıl geçirdi; bilemedi.    (    )
  • Hâlbuki Cemil’le Seniha her gün bu paranın iki mislini harcıyorlardı.    (    )
  • Çünkü pek yaramaz, pek inatçı ve pek dik kafalısınız.    (    )
  • Hakkı Celis, dışarıya çıkar çıkmaz geniş bir nefes aldı.    (    )
  • Siz, Seniha’ya gülünç görünüyorsunuz.    (    )
    1. Arkadaşlar, bu konuya yarın devam    edelim.    B)    Yarın sınavın var, sen hâlâ geziyorsun.

      C) İnanıyorum ki yarın bugünden daha    iyi olacak.    D)    Üniversite sınavı sonuçları yarın açıklanıyormuş.

      E) Yarın, hava güzel olursa denize gidelim.

    1. Biraz geri gelirseniz biz de ön tarafa park edebiliriz.
    2. Çocuklarını uyandırmak için yukarı çıktı.
    3. Dışarısı çok soğuk, içeri girelim.
    4. Kar kütlesi hızla aşağı yuvarlanıyordu.
    5. Asfalttan ayrılan araba yavaş yavaş yokuşa sardı.
  1. A) Ne tür kitaplardan hoşlanırsınız?    B)    Burada kaç gün daha kalacağız?

    C) Bu gece danışmada kim görevli?    D)    Sizi nerede bekleyelim?

    E) Bu konuları öğrenciye nasıl anlatıyorsunuz?

  2. A) Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.    B) Akşam bir başka güzeldir bizim diyarda.

    C) Bu olaydan anladım ki daha insanlık ölmemiş. D) Sen gülünce güller açar gül pembe.

    E) Gelir gelmez buradan ayrıldı.

  1. Türkçede bakla ile alakalı iki deyim vardır. Her ikisi de illiyet, kurutulmuş baklanın zor ıslanması ve zor yumuşamasıyla ilgilidir. Kurutulmuş baklanın ağza alındığında ıslanıp yumuşaması uzun bir süreyi ilzam eder. Sır saklama ve dilini tutma konusunda kendisine itimat edilemeyen kişiler için “Ağzında bakla ıslanmaz.” deyiminin kullanılması bu yüzdendir. Yani duyduğu bir sırrı hemen başkasına anlatır, demlene- siye kadar yahut bir baklanın ıslanacağı müddet kadar olsun beklemez demeye gelir.

    Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki anlatım türlerinden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Kanıtlayıcı anlatım    B) Açıklayıcı anlatım    C) Betimleyici anlatım

    D) Tartışmacı anlatım    E) Öğretici anlatım

  2. Bir yabancı yazara göre devirlerin ve senelerin ayrı ayrı kokuları varmış, bu teşhisin sıhhat ve isabetini anlayacak kadar koku alma duygum maalesef gelişmiş değil… Buna rağmen bu hissimin müsaadesi nispetinde bilirim ki: Âlemin manzarası, renklerden olduğu kadar kokulardan örülmüştür. Köpekler, yalnız burunlarıyla etraflarındaki kişilerden eşyadan ve hadiselerden haberdar olmuyorlar mı? Köpeklerde ve kargalarda en çok gıpta ettiğim, koku alma duygusunun o “hayret uyandırıcı” kudretidir.

    Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki anlatım türlerinden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Kanıtlayıcı anlatım    B) Açıklayıcı anlatım    C) Betimleyici anlatım

    D) Tartışmacı anlatım E) Öğretici anlatım

  3. Kanıtlayıcı anlatımın özellikleri nelerdir?
  4. Kanıtlayıcı anlatımda dil hangi işlevinde kullanılır?

    Kelime ve kelime grubu tekrarlarının kanıtlayıcı anlatımdaki işlevi nedir?

CEVAP VER