Gelecekten Söz Eden Anlatım-Bağlaç

0
138
  1. Bundan on yıl sonra yaşamınızın nasıl olmasını istersiniz?
  2. Gelecek nesillere bırakmak istediğiniz dünyanın özelliklerini sözlü olarak anlatınız.
  3. Sosyokültürel ve teknolojik alanda gelecekten beklentilerinizi açıklayınız.

■ Thomas More’un (Tomıs Mor) eserlerine konu olan olayların kaynağını ve yazarın hayatını araştırınız (1. soruya yöneliktir.).

  • Gelecekten söz eden metinler bulup sınıfa getiriniz.
  • “Ütopya” kelimesinin anlamını araştırınız. Ütopya metinlerine örnekler bularak bunları sınıfta okuyunuz.
  • Okuduğunuz ve dinlediğiniz bu metinlerin ortak özelliklerini belirleyip tahtaya yazınız.


1. metin

 

ÜTOPYA

Ütopyalılar, bütün savaş tutsaklarını değil de ancak silah elde yakaladıklarını köle yaparlar. Köle çocukları ya da başka memleketlerde köle olanlar, Ütopya’ya ayak basar basmaz özgür sayılırlar. Ama Ütopyalılar arasında ağır suç işleyenler, kölelikle cezalandırılır. Bazen de başka ülkelerde ağır suçlar işleyip ölüm cezasına çarptırılanlar, Ütopya’da köle olurlar. Bu çeşit köleler çok boldur orada.

Bunların çoğunu pek az bir parayla hatta genel olarak bedavaya alırlar. Bu köleler durmadan çalışmak zorundadırlar. Kendi aralarından köle olanlara daha da sert davranırlar. Çünkü Ütopyalı köleler, bu kadar kusursuz bir devlette en erdemli şekilde eğitildikten sonra gene de kötülük yaptıkları için daha da kötü sayılır, daha büyük bir cezayı hak eder onların gözünde.

Bir başka çeşit köleleri de vardır onların: Bazen başka bir ülkede didinip duran yoksul bir işçi, kendi isteğiyle Ütopya’da köle olur. Ütopyalılar böylelerine çok iyi davranırlar; nerdeyse kendi özgür yurttaşlarıymış gibi saygı gösterirler onlara. Yalnız bu adamlar daha çok çalışmaya alışık oldukları için biraz daha fazla iş verilir onlara. Bu yabancı köleler Ütopya’dan gitmeye niyetlenirse (ki binde bir olur bu) Ütopyalılar onu zorla tutmazlar, eli boş da göndermezler kendi ülkesine.

Önce de söylediğim gibi hastalara büyük bir sevgiyle bakarlar. Yeniden sağlığa kavuşsunlar diye ne ilaç esirgenir ne de besleyici yiyecekler. Çaresiz hastalıklara tutulanları avutmak için yanlarına oturur, onlarla konuşur, ellerinden geleni yaparlar.

Uzun süre önce Ütopyalıların yardımıyla baskıdan kurtulan hiç kimseye boyun eğmeden özgür yaşayan komşu ülkelerin halkı, Ütopyalıların hukuk işlerindeki ustalığını bilirler. Onlardan, bazen bir yıl bazen da beş yıl için yönetici ve yargıç alırlar. Bir yargıcın çalışma süresi bitince şerefler ve ödüller bağışlayarak onu Ütopya’ya geri götürüp bir yenisini alırlar yerine. Bu sayede komşu ülkelerin kendi devlet işlerini çok akıllıca düzenledikleri su götürmez. Çünkü bir devletin gelişmesi de yıkılması da o devleti yönetenlerin ve yargıçların elindedir. Ütopyalılar; bir süre sonra kendi ülkelerine döneceklerini, orada paranın hiçbir değeri olmadığını bildikleri için rüşvet alıp da namus yolundan şaşmazlar. O ülkede yabancı oldukları, halkı tanımadıkları için ne kimseyi kayırırlar ne de kimseye kötü niyet gösterirler. Oysa bu iki şey yani yargıçların adam kayırmaları ve para tutkusuna kapılmaları, bir devletin en sağlam ve en güvenilir yanı olan adaletini yıkıverir.

Ütopyalılar; savaştan da vuruşmadan da pek hayvanca bir şey diye tiksinir, iğrenirler. Kaldı ki bu işi insanların yaptığı kadar hiçbir hayvan yapmaz. Bütün öteki ulusların tersine savaşta kazanılan şerefi şerefsizliğin ta kendisi sayarlar. Gerçi her gün savaş talimleri yaparlar hem de yalnız erkekler değil kimi günler kadınlar da bu talime katılırlar ama bunu gerekince elleri silah tutabilsin diye yaparlar; savaşa yalnız yurtlarını savunmak, dostlarının topraklarını düşmanlardan ya da zorbaların boyunduruğu altında ezilen bir ulusu kölelikten kurtarmak, kendi güçleriyle kurtarmak için girerler. Bunu da sadece acıma duygusuyla yaparlar. Dostlarının yardımına sadece onları savunmak için koşmazlar, zaman zaman da onlara daha önce yapılmış kötülüklerin öcünü almaya giderler. Ama bunu, daha iş tazeyken, kendilerine danışıldığı, öğüt istendiği zaman yaparlar. Davayı haklı görürlerse ve karşı taraf istenen hakları yerine getirmezse onu suçlu ve savaşın başlıca sorumlusu sayarlar.

Thomas MORE

  1. Hazırlıkta yaptığınız araştırmanın sonuçlarını arkadaşlarınızla paylaşınız.
  2. Yazarın olaylara bakış açısını belirleyiniz. Bu bakış açısının alışılmış olandan farklı yönleri nelerdir?
  3. Metinde anlatılanların özelliklerini belirleyip bunları defterinize yazınız.
  4. Metinden hareketle anlatıcının özellikleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
  5. Oysa bu iki şey yani yargıçların adam kayırmaları ve para tutkusuna kapılmaları, bir devletin en sağlam ve en güvenilir yanı olan adaletini yıkıverir.

    Yukarıdaki cümlede geçen “ve”, “oysa” ve “yani” kelimelerinin tek başlarına bir anlamı yoktur.

    ■ Anlamı olmayan bu kelimelerin cümlede hangi amaçla kullanıldığını belirleyip tahtaya yazınız.

  6. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

    Dünyamızı tehdit eden en büyük çevre sorunlarından birisi olarak adlandırılan küresel ısınma ve iklim değişikliği olgusu, en başta fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, enerji üretimi, ormansızlaşma ve diğer insan etkinlikleri sonucunda ortaya çıkmış, ekonomik büyüme ve nüfus artışı bu süreci daha da hızlandırmıştır.

    Küresel iklimdeki gözlenen ısınmanın yanı sıra, en gelişmiş iklim modelleri, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 dönemi için 1.4 C° ile 5.8 C° arasında bir artış olacağını öngörmektedir. Küresel sıcaklıklardaki artışlara bağlı olarak da hidrolojik döngünün değişmesi, enerji temin güvenliği ve su kaynaklarının hacminde ve kalitesinde azalma, kara ve deniz buzullarının erimesi, kar ve buz örtüsünün alansal daralması, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı ekosistemlerinin olumsuz etkilenmesi, kuraklık ve sele maruz kalan bölgelerde tarım ve mera bölgelerinde azalma, iklim kuşaklarının yer değiştirmesi ve yüksek sıcaklıklara bağlı salgın hastalıkların ve zararlıların artması gibi, dünya ölçeğinde sosyoekonomik sektörleri, ekolojik sistemleri ve insan yaşamını doğrudan etkileyecek önemli değişikliklerin olabileceği beklenmektedir.

    Diğer taraftan, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin etkileri yalnız küresel olmadığı gibi, bölgesel ve zamansal farklılıklar da oluşturabilmektedir: Örneğin, Dünya’nın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınlar gibi şiddetli hava olaylarının şiddetlerinde ve sıklıklarında artışlar olurken bazı bölgelerinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar ve bunlarla ilişkili çölleşme olayları daha fazla etkili olabilmektedir. Bu tip bir iklim değişikliği, öngörülemeyen veya tahmin edilemeyen çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlar oluşturabilir.

    Dr. Mustafa ŞAHİN

    1. Metinde anlatılanların çıkış noktasını belirleyiniz.

     

     

    Metinler

    Bağlaçlar

    Bağlama Grupları

    Ütopya

       

    İklim Değişikliği

    … da … da

    savaştan da vuruşmadan da

     

     

  • Metinlerde geçen bağlaçları ve bağlama gruplarını bularak bunları yukarıdaki tabloya yazınız.
  • Bulduğunuz bağlaçlardan hareketle bağlaçların özelliklerini ve kullanılma nedenlerini belirleyip defterinize yazınız.
  • Bağlaçların kelime gruplarını nasıl oluşturduğunu araştırıp sonuçlarını defterinize yazınız.
  1. DEVLETİN OLUŞUMUNA DAİR

    Sokrates: Bence bir devlet, insan tek başına pek çok şeye ihtiyaç duyduğu anda doğar. Yoksa devletinin kurulmasının başka bir başı var mıdır? Ne dersin?

    Adeimantos: Bence yoktur.

    Sokrates: Öyleyse bazıları şu, bazıları bu ihtiyacı karşılar diye insanlar yardımlaşır. Birçok ihtiyaçları olduğundan bir oturma yerine pek çok ortak ve yardımcı toplarlar. Bu topluluğa da şehir, devlet adı verilir; öyle değil mi?

    Adeimantos: Çok doğru.

    Sokrates: Biri, birine bir şey verip de ondan bir şey alırsa bunu kendisi için faydalı olduğunu düşünerek yapar, değil mi?

    Adeimantos: Kesinlikle.

    Sokrates: Öyleyse bir şehrin kurulum aşamalarını gözümüzde canlandıralım. Tabi ki bir şehir ihtiyaçlarımızdan doğacaktır.

    Adeimantos: Elbette.

    Sokrates: Ama ihtiyaçlarımızın ilki, yiyecek ve içecek ihtiyaçlarımızı gidermektir. Var olmamız ve yaşayabilmemiz buna bağlıdır çünkü.

    Adeimantos: Çok doğru.

    Sokrates: İkincisi; oturacak yer, üçüncüsü de giyecek ve bu gibi şeyler sağlayabilmektir.

    Adeimantos: Öyle.

    Sokrates: Dur öyleyse. Bu şehir bütün bu ihtiyaçları nasıl karşılayacak? Biri çiftçi, biri duvarcı, diğeri dokumacı olacak, değil mi? Bunlarla birlikte bir de ayakkabıcı veya bedenimizin ihtiyaçları için başka biri de katılmalı mı?

    Adeimantos: Elbette.

    PLATON

    DESEM Kİ

  2. Üçüncü ve dördüncü metinlerde ihtimal bildiren kelime ve kelime gruplarını bulup bunların metinde yüklendikleri işlevleri sözlü olarak açıklayınız.
    1. ■ Metinlerdeki zaman bildiren kelimeleri ve çekimli fiilleri belirleyip tabloya yazınız.

    Zaman Bildiren Kelimeler

    Çekimli Fiiller

       

    ■ Zaman bildiren kelimelerin ve çekimli fiillerin metne kazandırdığı anlamı belirleyip defterinize yazınız.

     

     

    1. ■ Gelecekten söz eden anlatımın hangi metin türlerinde kullanıldığını aşağıdaki şemaya yazınız.

  • İki grup oluşturulur.
  • Her grup, teknolojinin hızlı gelişimini göz önünde bulundurarak insanlığın yüz yıl sonraki hâlini anlatan düşsel ve gelecekten söz eden anlatımla birer metin oluşturur.
  • Gruplar oluşturdukları metinleri okur ve bunları aşağıdaki tabloda mekân, konu, tema, kişiler ve zaman bakımından karşılaştırır.
  • Siz de bağlaçların bu işlevde kullanıldığı benzer örnekler bularak defterinize yazınız.
  • Gelecekten söz eden anlatımla oluşturulmuş metinlerin ortak özelliklerini aşağıdaki şemaya yazınız.
    • Konusunu gerçek hayattan almış anlatmaya bağlı bir metin bulunuz.
  1. Barışın hâkim olduğu bir dünya
  2. Herkesin zengin ve mutlu olduğu bir dünya
  3. Hiçbir çevre ve sağlık sorunun olmadığı bir dünya
  4. Gerçek sevgi ve saygının yaşandığı bir dünya
  5. Herkesin birbirini anladığı bir dünya
  • Haftada üç gecede yemekten      evden çıkarak bu sükûngâh-ı ârâmişi bırakarak

    Vezneciler’e    gider.

  • Ahmet Cemil    dinler,    dinlemeksizin susardı.
  • Bir vakit gelirdi     her ikisi     yorulur, çocuk küçücük eli    ağzını sakla

yıp yalandan esnemeye başlar.

  • Düşsel anlatımla gelecekten söz eden anlatımın olay örgüsü aynıdır.    (    )
  • Edat ve bağlaçların hiçbir zaman tek başına anlamı yoktur.    (    )
  • Bağlaçlar çıkarıldığında cümlenin anlamında hiçbir zaman değişme olmaz.    (    )
  1. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”

    Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?

    1. Edat
    2. İşaret sıfatı
    3. Durum zarfı
    4. Bağlaç
    5. Sayı sıfatı
  2. Bugün dersimizde kafiye, redif konusunu göreceğiz.”

    Bu cümledeki virgülün yerine aşağıdaki bağlaçlardan hangisi getirilebilir?

    1. veya    B) ya da    C) ve    D) yahut    E) belki
    1. Konuşmak üzere kürsüye yöneldi.
    2. Evden çıkmak üzere olduğunu öğrendim.
    3. Geri vermek üzere aldı.
    4. Güneş doğmak üzereyken yola çıktık.
    5. Onu trene binmek üzereyken yakaladık.

ÖSS 1988

    1. O konuyu ben de arkadaşım da biliyoruz.
    2. Şiiri de matematiği de çok severdi.
    3. Salı günü de çarşamba günü de uğradım, yerinde yoktu.
    4. Onu o günden sonra görmedim de aramadım da.
    5. Bu işi eskiden de sevmiyordum bugün de sevmiyorum.

ÖSS 1991

    1. Doğduğu kentle yaşadığı kent arasında yıllarca gidip geldi.
    2. Bir romanıyla bir öyküsü filme alındı.
    3. Elindeki uzun saplı fırçayla tavanı boyadı.
    4. Kitaplarıyla defterlerini aynı çantaya yerleştirdi.
    5. Şapkasıyla kahverengi paltosu uyum içindeydi.

ÖSS 1988

    1. Dinleyin geliyor sesi arılarla böceklerin.
    2. Karşında fecirle değişen ağaç…
    3. Bırak saçlarınla oynasın rüzgar.
    4. Zengin parıltınla dolar gecemiz.
    5. Ebediyetinle geldik diz dize.
    1. Bu kadar yolu yalnız hâl hatır sormak için gelmediniz, değil mi?
    2. Arkadaşlar evlerine gidince bir hafta yalnız kaldım.
    3. Yalnız şiirleriyle değil, denemeleriyle de tanınırdı.
    4. Bu kadar eşyayı yalnız başıma taşımamı beklemiyorsunuz sanırım.
    5. Orada daha fazla kalamazdım, yalnız gidecek bir yerim de yoktu.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “gibi” sözü “Konuşmayı sevmediği gibi, yanındakilerin çok konuşmasından da hoşlanmazdı.” cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır?

  1. Yaşı küçüktü ama büyük bir insan gibi davranıyordu.
  2. Söylediklerimi anlamış gibi davrandı ama anladığından emin değilim.
  3. Kendisi ders çalışmadığı gibi başkalarının çalışmasına da izin vermiyordu.
  4. Suç işlemiş de bunu gizliyormuş gibi bir hâli vardı.
  5. Çıkış zili çaldığı gibi dışarı fırlar, kendini oyun sahasına atardı.
    1. Kitaplarını belki de okulda unuttun.
    2. Onun annesi de babası da öğretmendi.
    3. Masaya bir örtü örttü, üzerine de bir vazo koydu.
    4. Bu çorak araziyi ekip biçeceğiz de zengin olacağız öyle mi?
    5. Almanya’ya gittikten iki ay sonra bana bir mektup gönderdi, içine bir de resim koymuş.

CEVAP VER