Gaz Lambaları tarihi

0
95

Gaz Lambaları

Günümüzde sadece nostaljik bir obje hâline gelen gaz lambaları, pek çoğumuzun çocukluk gecelerinin
yâreni; anılara saklanan eski bir dostudur.

Eski çocukların, eski gecelerinden kalma bir anıdır idare lam-
baları ya da yaygın adıyla “gaz lambaları”. Evin annesi, dadısı
veya hizmetçisi, geceleri çocuklara bakmak için uyandığında, yol-
larını bulmalarını sağlayan, evleri aydınlatan, uyuyanların baş
uçlarında en azından “idareten” bir aydınlık veren gaz lambaları,
günümüzde daha çok süs veya koleksiyon amaçlı olarak kul-
lanılıyor.

Gaz lambalarının ilk ortaya çıkışı, 18. yüzyılın başlarına denk
gelir. Yassılaştırılmış bir fitili gaz tankının içinden geçirerek, en
üste ise koruyucu bir şişe ekleyerek gaz lambalarına ilk formunu
İsviçre vatandaşı Argand (Argant) vermiştir. Tabii, 1775’te Leger
ve Alstroemer (Alströmer) tarafından ayrı ayrı bulunan yassı fitilin
de bu buluşun ortaya çıkmasına katkısı büyüktür. Türkiye’de ise
1800’lü yılların sonlarına doğru ev, dükkân ve kahvehanelerde
gaz lambaları ile aydınlatma yapıldığını biliyoruz. Kudret
Emiroğlu’nun “Gündelik Hayatımızın Tarihi” başlıklı eserinden de
1900’lü yılların ortalarında Türkiye’de beş milyona yakın gaz lam-
bası tankı ve şişesi üretildiğini öğreniyoruz. Ancak bu tarihlerde
üretimine devam edilen bir diğer gaz lambası çeşidi daha vardı.

Bunlar şişesi olmayan ancak yine gaz yardımı ile ateşlenen lam-
balardı. Bu tip lambalar, içine gaz konulan bir tanktan, fitilin dışarı
uzanmasına yarayan delik veya deliklerden oluşur ve daha çok
“kandil” adıyla anılırdı.

Gaz lambaları beş parçadan oluşur. En altta küçük bir gaz tankı, hemen üzerine eklenmiş bir gaz ayar
çarkı, çarkı da içine alan gaz deposu, çarkın içinden geçerek şişenin içine giren bir fitil ve en üstte, alevi
koruyacak ince ve kırılgan gaz lambası şişesi… Aslında gaz lambaları ile ilgili en önemli ayrıntılardan birisi
de bu şişelerdir. Çünkü bir gaz lambasının şişesini değiştirmek veya yenilemek lambanın orijinalliğini boza-
caktır.

Cılız Işığa Ödenen Borç

Gaz lambaları konusunu; hem yazar kimliği ile önemli başarılara imza atan hem de yıllardır Türkiye’nin

ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gaz lambaları toplayan Adalet
Ağaoğlu ile görüştük. Ağaoğlu, gaz lambalarını biriktirmeye nasıl
başladığını şöyle anlattı: “Sahiplik duygusu hiç gelişmemiş olan ben,
çoktan gözden düşmüş bu şişesiz, kirli küçük şeye sahip çıktım. O
günden başlayarak da çocukluk gecelerimde beni hiç yalnız bırak-
mamış, sonuçta gölgeleriyle de dostluk kurduğum bu cılız ışığa bor-
cumu ödemek istedim sanki. Nerede, hangi biçimini görsem, eski bir
dostuma rastlamışım gibi, evime buyur ediyordum. Ama her birinin ya
başı gitmiş ya kolu kopmuştu. Yarım karış boyundaki şişeleri, yuvar-
lakları, ince uzunlarıyla yok olmuştu. O şişeler… Sırçadan, kolaycacık
kırılır şeyler…” Ağaoğlu’na, gaz lambalarını toplayarak bir koleksiyon
kurgulamakla, kelimeleri ve anıları toplayarak öyküleri kurgulamak
arasında bir bağ olup olmadığını sorduğumuzdaysa şu cevabı verdi:
“Kendi adıma gaz lambaları ile ilgilenmek ile yazarlık arasındaki bağın
kaynağının, romanda yapmaya çalıştığım ‘zamanla oynamak’ ile ilgili
olduğunu düşünüyorum. Bu, benim tiyatro yazarlığından roman
yazarlığına geçişimin nedeni aslında. Gaz lambalarının görünmeyeni
aydınlatması gibi, romanda görünmeyen, o ana ait olmayan zamanın
aydınlatılması, zamanla oynanması arasında bir benzerlikten, bir bağ-
dan söz edebiliriz. Gaz lambaları nasıl ki karanlığı aydınlatabiliyor,
karanlıkta küçük bir alan açabiliyorsa roman da zamanla oynamalara,
geri dönüşleri aktarmaya alan tanıyordu. Kurgu yapmak konusuna
gelince gaz lambalarını toplamaktaki sıkıntılardan birisi de çoğu
zaman gaz lambalarının şişe kısımlarının kırılmış olmasından kay-
naklanıyordu. Bunun için yıllardır pek çok yere gidip tanklara uygun
şişe aradım; hatta lambalar üzerine kitaplara bakındım, kendi dönem-
lerine göre şişesinin ne olduğunu bulabilmek için. Ancak neticede gaz
lambalarının tarihini gösterecek bir eser bulamadım. Kaynak bula-
mayınca da ağız numaralarına dikkat ederek kendim bazı bir-
leştirmeler yaptım. Hayalimde canlandırarak uygun tanklar ile şişeleri
birleştirmeye çalıştım. Gaz lambaları biçimlenebilsin, birbirine uya-
bilsin, hakiki olabilsin diye. İşte ben o şişe uydurma bahsinde biraz
yazarlık ettim, biraz uydurmalık ettim…”

Kalanag’ın Sihirli Lambası

Gaz lambalarının ‘aydınlatma’ ve ‘yol gösterme’ işlevi, günümüzde bir
hayli değişmiştir. Onlar artık, seri üretimle çoğaltılan örnekleriyle, sadece
tüketime yönelik bir obje hâline gelmiştir. Bu çağrışım değerlerinin
değişmesi ile birlikte, Adalet Ağaoğlu da kim bilir hangi evlerde, hangi
anılara şahit olmuş bu birbirinden değerli gaz lambalarını toplamayı
bırakmıştır. Ancak yine de gaz lambalarına birçok yerde rastlamak
mümkün. Örneğin, Dolmabahçe Sarayı’nda… Daha çok süs amaçlı kul-
lanılmış, eşsiz güzellikte pek çok paha biçilmez gaz lambası bulunuyor
sarayda. Gaz lambalarına rastladığımız bir başka yer ise illüzyon sanatı…

  1. yüzyılın önemli sihirbazlarından Kalanag [asıl adıyla Helmut Ewald Schreiber (Helmut İvald Şıraybır)],
    illüzyon gösterileri sırasında gaz lambalarını kullanmıştır. Ünlü illüzyonist, sıkça tekrarladığı bir gösterisinde
    gaz lambasını şu şekilde kullanmıştır: Kalanag, sahneye getirilen gaz lambasının fitilini tutuşturur, sigarasını
    da lambanın aleviyle yakar. Lambayı camdan yapılmış sehpanın üstüne koyar; lambanın üstüne ise ortası
    delikli, ince bir ipekli örtü örter. Lambanın camını da bu delikten dışarı çıkacak şekilde açıkta bırakır. Kalanag,
    lamba ile seyircilere iyice yaklaşır ve örtüyü hızla kaldırır. Örtünün kalkması ile birlikte lamba yok olur.
    Kalanag, gösterinin sonunda elinde kalan örtüyü seyircilere fırlatır. Aslında bu gösteri, gaz lambalarının ışığın-
    dan duvarlara yansıyan gölgeler ile yaptığı masum illüzyon gösterilerini çağrıştırmakta, sihirlere ve masallara
    hayretler içerisinde inandığımız o geçmişteki günlerden kalma hoş anılara bir gönderme yapmaktadır.

Peki gaz lambalarını bu kadar özel ve unutulmaz kılan nedir? Sadece görünmeyeni aydınlatması mı
yoksa kendiliğinden anılarımıza kattığı hüzün mü? Gaz tankına yeterli miktarda gaz konulur, çarkın yardımı
ile fitil bir miktar yukarı çekilir ve ateşlenir. Alevin ani sıcaklığı ile patlamaması için önceden elde ısıtılmış
şişe, çarkın üstüne geçirilir ve gaz lambasının aydınlığında gece başlar. Çocukluğumuzdan geriye kalan
anıları, zayıf ışığı ile belli belirsiz aydınlatan gaz lambalarının gecesi… Sofrayı aydınlatan, merdivenli
ahşap evlerin basamaklarını aydınlatan, masal anlatıcısının yüzünü aydınlatan gaz lambalarının duvar-
larda yaptığı gölge oyunları ile devam eder gece… Gaz lambalarının titrek ışığı, aklımızda artık belli belir-
siz yer eden çocukluğumuzu çağrıştırır. Şişelerinin kırılganlığı ise hüznü… Tıpkı yitirdiğimiz anılarımızın
çağrıştırdığı hüzünler gibi…

Yeşim GÖKÇE

Skylife dergisi

CEVAP VER