Ece Ayhan kimdir?

0
97

ECE AYHAN

Neden seçtim Ece Ayhan üzerine genel çizgileriyle onun şiirini saptayan bir yazı yazmayı. Hem kolay
hem de zor olduğundan, bir şiir anlayışını hem yıkıp hem de bir yenisini kurduğundan. Ece Ayhan 1950
kuşağı içinde okuyucuyu kendinden ve okuduklarından kuşkulandıran ilk addır. O her okuyanda bir yadır-
gatma duygusu uyandırmıştır. Bu yadırgatma, belli bir amaca yönelmiş midir? Bunu rahatlıkla evetle karşı-
layamam. Birçok okuyucu onun yaptıklarını bir snobizm olarak niteleyebilir, zorluğu burada başlıyor
Ece’nin, kolaylığına gelince: Bu kadar yeni bir şiir, bu kadar kapalı bir şiir olunca, hele üzerine yazılanlar
yok denecek kadar azsa… Ece Ayhan üzerine verilen genel yargılar aynı ölçüde doğruya ve yanlışa yakın-
dır. Şairin kullandığı ham madde, yalnız eleştirmenlerin çözümleri için ilginç değil, şairler için de o oranda
ilgi çekicidir. Çünkü o zengin malzeme, yalnız Ece’nin yazdığı gibi yoğrulmaz, başka bir sanatçı da bu mal-
zemeden yararlanabilir. Özgün şairin ilk şiirlerinden bugüne kadar yazdıklarına çıraklıktan, acemilikten
ustalığa giden bir gelişme yoktur, o da işe usta olarak başlamıştır. Yukarıdaki zengin malzeme deyimini
neden kullandığımı da açıklayayım biraz. Ayhan’ı edebiyatın varlığı doyurmaz, sanatın diğer kolları da
onun açlığının giderilmesinde, ham maddesinin kullanılmasında yararlanacağı kaynaklardır. Belki de türle-
rin karışımı, en başarılı örneklerini Ece Ayhan’ın şiirlerinde bulur.

Çok şey söylemez şair, sanki sözcüklerden ekonomi başlıca dileği-
dir. İlk Kitabı “Kınar Hanım’ın Denizleri” sözcük yığını yerine kavram-
laşmış sözcükler kullanılan bir şiir kitabıdır. Sözgelimi “sahibinin sesi”
der, “fayton” der, sizi yolun başında bırakır, artık şiir bilginize göre önü-
nüzdeki yollardan birini seçeceksiniz. Ne saklayayım, Ece Ayhan’ın
şiiri gelişkin bir şiirdir, bir kültür şiiridir. İncelik, gelişkinlik, güçlük emek-
le ve çabayla anlaşılırlık onun şiirinin ayrılmaz ögeleridir. Açıkçası Ece
Ayhan şiiri deyince akla ilk gelenleri bunlardır. Bu özellikleridir onun şii-
rini yücelten, beraberinde de orta okuyucu kitlesini ondan uzaklaştıran.

İlk kitabından bu yana şiirleri için söylenen görüntü deyimine ben de
katılıyorum. Görüntü ama ne cins görüntü. İşte bu yargının ayrıntıları-
na inilmedi. Görüntüler bir sessiz film tekniği taşırlar. Her şey anlatıl-
madan anlaşılacakmış gibi bir sessiz film tekniği taşırlar. Her şey anla-
tılmadan anlaşılacakmış gibi bir duygu uyandırırlar bizde, hatta şairi bundan gizli bir tat alır. İşte son yılla-
rın filme yardımcı ögelerine -sesti, müzikti- alışanlar korkarım Ece’nin sessiz şiirlerini anlamakta zorluk
çekeceklerdir.

Ayhan bir dizesinde “Anlatmak diye bir şey yoktur burada.” der. Gerçekten de anlatmayan bir şiirdir
onun şiiri. Ortaya görüntüyü atan, bu görüntüyü netliğe kavuşturmadan da çekip giden, ortadan kaybolan
birisidir. Bir tablonun, resmin önünde onun size anlatılmasını istemek, ressamı ve eleştirmeni buna zorla-
mak ne oranda olumluysa Ece’nin şiirlerini de bu yönteme yanaştırmak o oranda olumludur.

Görüntülerinin ilk malzemesi eş ve yakın anlamlı sözcüklerdir ama onu öyle bir istife sokar ki bu kadar
birbirine yakın nüanslı renkler bile şaşırtıcılığını kaybetmez. Gene birbirine yakın deyimlerdir ama şaşırtı-
cıdır, ustalığı buradan gelir. “Atonal kantolar”ın özlemi içindedir. İlk okuyuşta şaşırtıcı gelen bu deyim araş-
tırdıkça bilinçle, akılla kurulmuş şiirsel bir görüntüdür çünkü ikisi de müziğe ait kavramlardır. Ama ancak
Ayhan bu iki müzik deyimini böylesine kullanır. İşte buradan Ece Ayhan’ın klişeciliğe karşı takındığı karşıt
tavır anlaşılabilir. Sözcükleri, başıboş bıraktığı izlenimi uyandırır okuyanda ama aslında onu şiirinin gizli
prangalarıyla tutsak etmiştir. Gene de sizin şiir yorumunuzun yönetimini elden bırakmak istemez. O alışı-
lagelmişin, gündeliğin, klişeleşmişin o kadar karşısındadır ki sözlükteki anlamıyla bir sözcüğe zor rastlar-
sınız onda, yalnız başına bile kalsa sıfatlarla o gene kaydırılmıştır.

Gördünüz ki “Ece Ayhan şiiri”nden çok “Ece Ayhan olayı”ndan söz ettim size. Çünkü 1950 ve sonrası
kuşağının şiirini övmek isteyenlerin de yerenlerin de kalkanı odur.

Bu yazıyı Ece Ayhan’ı bilmeyenler, hiç okumayanlar, adını duymayanlar için yazmadım. Ben de onun
okurları arasında olduğumdan, onu anlamaya çabaladığımdan size bir okuyucu mektubu karaladım.

Doğan HIZLAN

CEVAP VER