Düşsel (Fantastik) Anlatım-Edat

0
169
  1. İçinde olağanüstü ögeler bulunan bir filmi anlatınız.
  2. Hayal dünyanızda oluşturduğunuz bir varlığın resmini çizip bu resmi sınıf panosuna asınız.
  3. Masallardan önce söylenen tekerlemelerin çocukların hayal dünyasının gelişimine ve Türkçeyi öğrenmelerine nasıl bir katkısı olabilir?
  4. Sizce teknoloji mi hayalleri hayaller mi teknolojiyi geliştirmiştir?
  5. Yüz yıl önce kurulmuş bir hayal ile günümüzdeki bir hayal arasında nasıl bir fark olabilir?
  6. Bilim kurgu ne demektir? Bilim kurgu edebiyatında hayal gücü mü yoksa bilimsel gerçekler mi ağır basar? Jules Verne (Jul Vern)’in “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah”, Isac Asimov (Ayzek Asimov)’un “Robot” romanlarını düşünerek cevaplayınız.
  7. Uzay gemilerinde geçen olayları anlatan ve buradaki kişileri tanıtan yazılar okuyup onları arkadaşlarınıza anlatınız.
  8. Aşağıdaki resimle gerçeklik arasında nasıl bir bağlantı kurabilirsiniz?
  9. İzlediğiniz korku filmlerindeki korku ögelerini belirleyiniz. Bunların neden korkutucu olduğunu arkadaşlarınızla tartışınız.
  10. ■ Bilim kurgu ve fantastik romanlardan bölümler bulup sınıfa getiriniz. Bu metinleri arkadaşlarınızla paylaşınız. Okuduğunuz ve dinlediğiniz metinlerin ortak özelliklerini belirleyip tahtaya yazınız.

  11. BİTMEYECEK ÖYKÜ

    Hâlâ havada uçmaktaydı Atreju. Kırmızı pelerini arkasında coşkun kıvrımlarla dalgalanıyor, deri bir kemerle yatırdığı simsiyah kıvırcık saçları rüzgârın etkisinde uçuşuyordu. Beyaz uğur ejderhası Fuchur (Fukhır), gökyüzündeki dağınık bulutların ve sisin arasından ağır ağır, dalgalana dalgalana uçmaktaydı.

    Bir aşağı, bir yukarı; bir aşağı, bir yukarı…

    Yola çıkalı ne kadar olmuştu? Günler geçti, geceler geçti; derken yine günler geçti. Atreju ne kadar zamandır yolda olduklarını bilmiyordu. Ejderha, uykusunda da uçabiliyordu; hep böyle gidiyor, gidiyordu ve Atreju da ejderhanın beyaz yelesine sımsıkı sarılmış durumda, ara sıra kestiriyordu. Ama bu, hafif ve huzursuz bir uykuydu. Bu nedenle de uyanışı bile, her şeyin belirsizleştiği bir rüyaya dönüşüyordu.

    Altlarında, ta aşağılarda dağlar, beldeler, denizler, adalar ve nehirler… Hepsi gölgeler hâlinde geçip gidiyordu… Atreju artık hiçbir şeye dikkat etmiyor, Güney Kehanet’ten bu yana sık sık yaptığı gibi binek hayvanını da dehlemiyordu. Önceleri sabırsızlanmıştı çünkü bir Uğur Ejderhası’nın sırtında Fantazya sınırlarının ötesine yani insanoğullarının yaşadığı dış dünyaya varmanın pek güç olmayacağını sanmıştı.

    Michael ENDE (Maykıl Ende)

    AĞRI DAĞI

    Çok çok zaman önce Anadolu’muzun doğusunun doğusunda ünlü bir Kafdağı varmış. Kafdağı, öyle böyle dağlardan değilmiş, soylu soplu, adı sanı belli bir dağlar padişahıymış. Koskocaman yamaçları, uçları bulutlara varan dorukları, yemyeşil uzanan etekleri varmış. Yaşarmış oğulları, kızları arasında. Kafdağı’nın kendisine benzeyen oğulları, kızları varmış. O bölgede bir dağ ailesi kurmuş.

    Büyük oğlu Yeni Kafdağı, babasına benziyormuş. Büyük, gösterişli ve yakışıklıymış. Evlenme çağı gelmeden bulundukları yörenin az ötesinde yaşayan, kendi hısımları olan Küçük Ağrı Dağı’yla söz kesilmiş. Zaman dolunca Büyük Ağrı Dağı’nın kız kardeşi olan Küçük Ağrı Dağı’yla evleneceklermiş.

    Büyük Ağrı Dağı, Kafdağı’nın karşısında onun kadar yüce, onun kadar kocamanmış ve kız kardeşiyle birlikte çok uyumlu, tatlı bir yaşayışları varmış.

    Gel zaman git zaman, günler, aylar geçmiş aradan. Büyük Ağrı Dağı, ordusunu toplayıp çok uzun süren bir savaşa gitmiş. Savaş bu, ne zaman biteceği belli olur mu? Ordusuyla savaşıp uğraşırken o, Kafdağı’nın sağlığı bozulmuş. Çok yaşlı olduğu için dermanının tükendiğini anlayarak çevresindeki dağ oğullarına, dağ torunlarına durumunun iyi olmadığını bildirmiş. Gün gelmiş, Kafdağı ölmüş. Onun yerine yaşça büyük olan Ağrı Dağı’nın padişah olması gerekiyormuş. Bunu iyi bir zaman bilen genç Kafdağı, dağlar başkanı Büyük Ağrı Dağı, seferden dönmeden padişah olmayı tasarlamış. Öteki tüm dağlara düşüncesini söylemiş ve padişahlık tahtına oturmuş, diğer küçük dağlar bu durum karşısında ona bir şey söylememişler. Sözlüsü olan Küçük Ağrı Dağı da sesini çıkaramamış. Padişahlık sırasının ağabeyinde olduğunu biliyormuş ama sözlüsü Kafdağı’na ağzını açıp bir çift sözcük söyleyememiş.

    Anonim

  12. Yukarıdaki metinlerde geçen olaylar ile kişileştirilen varlıklar arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
  13. Okuduğunuz metinlerden hareketle düşsel âlemin belli bir sınırının olup olmadığını söyleyiniz. Düşsel âlemin imkânlarını belirleyip defterinize yazınız.
  • Metinlerde geçen kişileştirilmiş varlık ve kavramları bulup defterinize yazınız.
  • Bulduğunuz bu varlık ve kavramların geçtiği olayların özelliklerini belirtip tahtaya yazınız.
  • “Ağrı Dağı” ve “Bitmeyecek Öykü” metinlerinden tek başına anlamı olmayıp cümle içerisinde anlam kazanan kelimeleri bulup altlarını çiziniz.
  • Bu kelimelerin cümleye kazandırdığı anlamları belirtiniz.
  1. DÜNYALAR SAVAŞI

    Marslıların besin kaynağı olarak inkâr edilemeyecek şekilde insanları tercih etmeleri, Mars’tan gelirken yanlarında erzak olarak getirdikleri kurbanlarının kalıntılarının yapısına bakarak açıklanabilir. İnsanların eline geçen kuruyup büzülmüş kalıntılarından anlaşıldığı kadarıyla bunlar (bedenleri silikondan oluşan süngerler gibi) silikonlu, gevrek iskeletleri, güçsüz bir kas yapıları ve çakmaktaşı büyüklüğündeki yuvalarının içinde kocaman gözleri olan yuvarlak kafalı, yaklaşık 1.80 metre boyunda, iki ayakları üzerinde durabilen

    yaratıklardı. Anlaşılan her silindirin içinde bunlardan iki üç tane getirilmişti ancak dünyaya ulaşmadan önce hepsi öldürülmüşlerdi. Bu onlar için iyi olmuş da denebilir çünkü bizim dünyamızda ayakta durmaya kalkışmaları, bedenlerindeki bütün kemiklerin un ufak olmasına yol açacaktı.

    Uyumaya ihtiyaç duymuyorlardı, bir insanın kalbinin uyuduğundan daha fazla uyudukları söylenemezdi. Tekrar güç kazanması gereken büyük çaplı bir kas sistemleri olmadığından, bu periyodik dinlenme işlemi onların bildiği bir şey değildi. Öyle görünüyordu ki ya çok az yoruluyorlar ya da hiç yorgunluk duymuyorlardı. Dünyadayken hareket edebilmek için mutlaka bir çaba harcamaları gerekiyordu ama yine de sonuna kadar hareket hâlinde kalabiliyorlardı. Yirmi dört saatin yirmi dört saatinde de çalışıyorlardı, dünyadaki canlılar arasında belki karıncalar için bu durumun geçerli olduğu söylenebilir.

    H. G. WELLS (Vels)

  2. GEÇMİŞ OLSUN

    O gün tüm dünyayı gezdi. Kâh göklerde kuş gibi süzülerek kâh sıradan insanlar gibi sokaklarda dolaşarak sınırsız özgürlüğün tadını çıkardı. Tabii ki sadece görsel olarak… Ne etrafında esen rüzgârı hissedebiliyor ne de baş ucunda durduğu çiçeğe dokunup kokusunu alabiliyordu.

    Kâh And Dağları’nda, göklerde süzülen bir kartala eşlik etti, onunla birlikte avlandı kâh İspanya’da, bir parkta sarı saçlı bir kız çocuğunun sınırsız mutluluğunu tattı, Endonezya’da şafak vakti bir balıkçıyla balık avladı. Ancak hiçbirinin zihnine girmedi; bunu yaparak onların mutluluğunu aynıyla yaşayabilirdi ama başkalarının anılarını kendi kâbuslarıyla kirletemezdi.

    Bunu bir tek kişiye yapmak isterdi.

    Kendi ülkesine döndüğünde çoktan gece yarısı olmuştu. Bedenine dönmekte ise acele etmek istemiyordu. İnsansız topraklar üzerinde, ay ışığı altında, bir gece kuşu gibi süzülerek ilerledi. Derken bir tepe dikkatini çekti. Dağların üstünde bir dağ yavrusu… Ay ışığı altında biçimi, arka ayakları üstüne oturmuş bir kaplana benziyordu. Etrafını dolaştı. Bir karayoluna bakan ön yüzü dimdik bir duvar gibi yüzlerce metre yükseliyordu. Etekleri çam ve ladin ağaçları ile örtülü, bulutlarla taçlı zirvesi karlıydı. Rüzgâr bu taçtan kopardığı bulut parçacıklarını aşağılara savuruyor, onlarla raks ediyor, sonra turunu tamamlayıp tekrar taca katıyordu. Soluk ay ışığında görünüşü muhteşemdi.

    Coşkun HEPYONER

  3. ■ “Ağrı Dağı” ve “Dünyalar Savaşı” metinlerinin yapısını oluşturan ögeleri belirleyip bunları tabloya yazınız.

    Metin Adı    Olay    Kişiler    Mekân    Zaman

    Ağrı Dağı

    Dünyalar

    Savaşı

  • Metinlerde geçen olayların gerçeklikle ilişkisini söyleyiniz.
  • Kişilerin özelliklerini ve olaydaki işlevlerini belirtiniz.
  • Mekânların özelliklerini ve düşsel anlatımdaki işlevini açıklayınız.
  • Zamanın işlevini ve metindeki zamanla yaşanılan zaman arasındaki farkı defterinize yazınız.
  • Metindeki kişi ile mekân arasında nasıl bir ilişki vardır?
  1. “Kâh göklerde kuş gibi süzülerek…” cümlesindeki “gibi” edatının tek başına bir anlamı yoktur. Bu edat “kuş” kelimesiyle bir anlam birlikteliği sağlayarak edat grubu oluşturmuştur.

    “Kâh sıradan insanlar gibi sokaklarda dolaşarak sınırsız özgürlüğün tadını çıkardı.” cümlesinde ise “gibi” edatı “sıradan insanlar” kelime grubuyla bir anlam birlikteliği sağlayarak edat grubu oluşturmuştur. Bu cümlede edat grubu zarf görevinde kullanılmıştır. “Gibi” edatı birlikte kullanıldığı “sıradan insanlar” kelime grubuna benzerlik anlamı katmıştır.

  • Sizler de 1, 2 ve 3. metinlerdeki edat gruplarını bularak defterinize yazınız.
  • Bulduğunuz edat gruplarının cümlede hangi görevde kullanıldığını açıklayınız.
  • Edatların birlikte grup oluşturduğu kelime veya kelime gruplarına kazandırdığı anlamı belirtiniz.
  • Bulduğunuz örnekleri inceleyerek edat grubunun özelliklerini belirtiniz.
  1. “Düşsel yazılarda, yapıyı meydana getiren ögeler arasındaki ilişki değişmez. Değişiklik iletişime katılan öğelerin farklılığında aranmalıdır.” Bu açıklama doğrultusunda düşsel yazılardaki olay örgüsü, kişi, mekân ve zaman bütünleşmesinin özelliklerini maddeler hâlinde defterinize yazınız.

  • Düşsel ve gelecekten söz eden anlatım türlerinden istediğinizi kullanarak “insanın ışınlanması” konusunda içinde edatların ve bağlaçların da yer aldığı bir paragraf yazınız.
  • Aşağıdaki paragrafı düşsel anlatımla tamamlayınız.

Yaratık upuzun tırnaklarıyla boşluğa bir şeyler çizmeye başladı. O anda ortaya bir ekran çıktı ve uzayın yedinci boyutu göründü…

  • Düşsel anlatımın özelliklerini kullanarak gerçeküstü ögeler içeren bir rüyanızı yazınız.
  • Yazdıklarınızı arkadaşlarınıza okuyunuz ve onların düşüncelerini alınız.
  1. Aşağıdaki cümlelerde geçen edatları bularak edatların cümleye kattığı anlamları karşılarına

yazınız.

  • Hikâyeleri daktilo ya da bilgisayar ile yazınız.    (    )
  • Çocuğu kolundan tuttuğu gibi sokağa fırlattı.    (    )
  • Ayağını yorganına göre uzat.    (    )
  • Ders çalışmak için odasına çekildi.    (    )
  • Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi.    (    )
  1. (I) Bilge bir kadındı halam. (II) Babama da birçok şeyi o öğretmiş. (III) Başına “eleçek” denen bir örtü örterdi. (IV) Geleneklerimize göre bunu yalnız evli kadınlar takardı. (V) Vakur ve zarif bir görünümü vardı.

    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde edat kullanılmıştır?

    1. I    B) II    C) III    D) IV    E) V
    1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “doğru” sözü edat görevinde kullanılmıştır?
      1. Bence bu öğrenci doğru söylemiyor.
      2. Her doğru her yerde söylenmez ki canım!
      3. Doğru zamanda doğru yerde olmak gerekir.
      4. Haziran sonlarına doğru köylüler yaylaya çıkardı.
      5. İki yanlışın bir doğru etmeyeceği belliydi.
    2. Düşsel anlatımda aşağıdakilerden hangisine ver verilmez?

      A) Varsayım    B) Abartma    C) Hayal

      D) Kanıtlama    E) Kişileştirme

    3. “Göre” edatını “bakımından, karşılaştırma” anlamı katacak şekilde birer cümlede kullanınız.
    4. “Doğru” edatını “yönelme, yaklaşma” anlamı katacak şekilde birer cümlede kullanınız.
    5. “İle” edatını “birliktelik, araç, durum” anlamı katacak şekilde birer cümlede kullanınız.
    6. “Gibi” edatını “eşitlik, benzerlik” anlamı katacak şekilde birer cümlede kullanınız.
    1. Düşsel anlatımın özellikleri nelerdir?
    2. Düşsel anlatımda daha çok hangi kipler kullanılır?

CEVAP VER