Betimleyici (Tasvir Edici) Anlatım – Sıfat

0
564
  1. “Betimleme” kelimesinin anlamını araştırıp defterinize yazınız.
  2. İnsanın, sadece fiziksel özelliklere sahip bir varlık olarak görülüp görülemeyeceğini açıklayınız.
  3. İnsanların aynı manzarayı niçin farklı farklı algıladıklarını anlatan kısa bir metin yazıp bu metni sınıfta okuyunuz.
  • Okuduğunuz hikâye ve romanlardan bir insanın, bir eşyanın, bir manzaranın, bir yerin, bir hayvanın değişik yönleriyle tanıtıldığı bölümler bulup bunları sınıfta okuyunuz.
  • Okuduğunuz ve dinlediğiniz betimleme metinlerinin ortak özelliklerini belirleyip tahtaya yazınız.
  • Aşağıdaki fotoğrafta gördüklerinizi bir paragraflık yazı ile anlatınız.


 

  1. KAR YAĞARKEN

    On iki yaşında var mıydı? Şakaklarından, ensesinden sarkan düz, parlak, koyu siyah saçlar altında sarı, süzgün, küçük yüzüne; genişlememiş kemikleri üstünde donuk esmer rengiyle zayıf iz düşümleri görülen kaslarına; yırtık gömleğiyle paçaları parçalanmış pantolonunun içinde ince bir değnek gibi duran narin vücuduna bakılsa belki daha küçük zannedilirdi. Fakat ince yay gibi kaşlarının altında daima uyanık bir zekâ parlaklığıyla gülümser, bütün sokak çocuklarında vaktinden önce ortaya çıkan hayat tecrübesi ile görmekte, anlamakta düşünce gücünü gösterir, gözleri belki on iki yaşından daha büyük olabileceğini zannettirirdi.

    Sokak çocuğu!..

    Kendisini bildiğinden beri sokaktan başka bir yere sahip olduğunu hatırlayamıyor -şöyle söylemek uygunsa- kendisiyle sokakta tanışmıştır. Bütün sokaklar onundur; bu büyük şehir onun için bitmez tükenmez koridorlardan, hollerden, avlulardan meydana gelen geniş bir evdir; onun için de istediği gibi -ellerini içi yırtılmış ceplerine sokarak daima kesilmeye muhtaç saçlarının tepesinde ıslana ıslana bozulmuş püs- külsüz fesiyle, çorapsız ayaklarına daima büyük gelen yırtık potinleriyle- bu geniş evin dehlizlerinde, avlularında, sofalarında dişlerinin arasından ıslık çalarak rüzgârların önüne düşer; bir öz güvenle etrafı seyrederek gezerdi! Evler? Bunların ne olabileceğine dair henüz gerçek bir bilgi edinememişti. İçlerine girmek nasip olmayan bu yerler kendisince o büyük evin birtakım odaları hükmündeydi. Ev ve aile hakkında kendine özgü, uzaktan parça parça öğrenilen ipuçları ile birikmiş bilgiler sonucuyla sadece belirsiz bir düşüncesi vardı. İnsanlar; gözünün önünde kendisini daima bir kenarda bırakarak akıp giden hayat çağlayanı, büyük bir gösteri sahnesi gibiydi. Mademki rastlantılar gözünün önüne böyle her dakika değişen bir manzara koyuvermişti, o da her şeye bildik ve tanıdık bir gözle bakmaya alışan gözlerini açar; Edirnekapı’dan Bahçekapı’ya, Galata’dan Şişli’ye kadar uzanan bu sahneyi bol bol, kana kana seyrederdi.

    Evvela Eyüp’ten başlamış idi, küçük kuru başını perişan bir küme şeklinde dolduran hatıratı arasında kendisini cami avlusunda, mezar aralarında koşuyor yahut kebapçıların, kaymakçıların önünde içeride yemek yiyenleri seyrediyor görürdü.

    H. Ziya UŞAKLIGİL

  2. Metinde hangi varlık ya da varlıkların ayırt edici özellikleri verilmiştir?
  3. “Kar Yağarken” metninden ayrıntılar hakkında bilgi edinilmesini sağlayan kelimeleri bulup ilgili oldukları duyulara göre gruplandırınız.
  4. EZİLENLER

    Yaşlı adam, bitkin adımlarla -bacaklarını hiç bükmeden değnek gibi öne atıyordu- iki büklüm, elindeki bastonunu yere hafifçe vurarak pastaneye doğru yavaş yavaş yürüyordu. Ömrümde böylesine garip biçimli bir insan görmemiştim. Daha önceleri de Miller’in pastanesinde onunla her karşılaşmamda tuhaf bir duyguya kapılırdım. Uzun boyu, kambur sırtı, seksenlik ölgün yüzü, lime lime paltosu ancak ense kısmında aktan çok sarı-beyaz bir tutam saç kalan çıplak başındaki, kullanılacak yeri kalmamış, yirmi yıllık, yuvarlak kenarlı şapkası sanki düşünülmeden yapılan, kurumuş bir zemberek yardımıyla sürdürülüyormuşa benzeyen hareketleri… Bütün bunlar ilk bakışta şaşırtıyordu insanı. Doğrusu, yaşı böylesine geçkin bir ihtiyarı yapayalnız, yardımcısız görmek pek tuhaftı. Üstelik bakıcılarından kaçmış bir deliyi de andırmıyor değildi hani. Aşırı sıskalığı da garibime gidiyordu: Sanki onda beden diye bir şey yoktu; iskeletinin üzerine yalnızca bir deri yapıştırılmış gibiydi. Çevresi mosmor, iri ama fersiz gözleri hiçbir şey görmüyordu ama -bunu kesinlikle biliyorum- hep karşıya bakardı. Yüzünüze baka baka önünde kimse yokmuş gibi üzerinize üzerinize yürürdü. Birkaç kez tanık oldum buna. Miller’in pastanesinde son zamanlarda gözükmeye başlamıştı. Nereden geldiğini kimse bilmiyordu. Köpeği hep yanındaydı. Pastane müşterilerinden konuşan yoktu onunla. Zaten o da konuşmuyordu kimseyle. Kaldırımda durmuş, meraklı gözlerle onu izliyordum, “Niçin Miller’in pastanesine dadandı bu adam?” diye düşünüyordum. “Ne işi olabilir orada?” Hastalığımın, yorgunluğumun sonucu, anlaşılmaz bir can sıkıntısı sarmıştı içimi.

    DOSTOYEVSKİ

  5. “Ezilenler” metnindeki betimlemeleri bulup bunların işlevlerini belirleyiniz.
  6. Yukarıdaki metinlerde yazarların betimledikleri varlık ve kavramlara kendi duygularını katıp katmadıklarını belirtiniz.
  7. “Ezilenler” metninde hangi duyularla ilgili ayrıntılara yer verilmiştir?
  8. Avlunun dört tarafını çeviren surlar kara tarafından kalın ve birbiri arkasına birkaç tane idiler.

    Bu kısımlar çok tenhadır…

    Yukarıdaki cümlelerde altı çizili kelimeler; isimleri sayı, belirsizlik ve işaret yönlerinden belirtmiştir. Şakaklarından, ensesinden sarkan düz, parlak, koyu siyah saçlar altında sarı, süzgün, küçük yüzüne; genişlememiş kemikleri üstünde donuk, esmer rengiyle zayıf iz düşümleri görülen kaşlarına… Yukarıdaki cümlede altı çizili kelimeler isimleri renk, şekil, durum vb. yönlerden nitelemiştir.

    ■ “Kar Yağarken” ve “Ezilenler” metinlerinden bir ismi çeşitli yönlerden niteleyen ve belirten kelimelere örnekler bulup tabloya yazınız.

    Sıfatlar

    Niteleme

    Sıfatları

    Belirtme Sıfatları

    İşaret Sıfatları

    Sayı Sıfatları

    Belgisiz Sıfatlar

    Soru Sıfatları

             

     

     

  • Bulduğunuz kelimelerin betimleyici anlatımdaki rolünü tartışarak belirleyiniz.
  • Niteleme sıfatlarını metinden çıkarıp metni tekrar okuyunuz. Sıfatların, metnin anlatım gücüne nasıl bir etkisi olduğunu belirtiniz.
  • Metinde bulduğunuz niteleme sıfatlarının yerine başka niteleme sıfatlarını kullanıp kullanamayacağınızı nedenleriyle söyleyiniz.
  • Belirtme ve niteleme sıfatlarının metne neler kazandırdığını tartışıp sonuçlarını defterinize yazınız.
  1. metin

    İNCE MEMED

    Toros Dağları’nın etekleri ta Akdeniz’den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz’in üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlerce içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurova’nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık!

    Yaşar KEMAL

  2. metin

    AKDENİZ BÖLGESİ

    Dağlık yamaçlar, kıyıdan başlayarak beş yüz ile altı yüz metre yüksekliğe kadar olan kısımlarda bütün mevsimlerde yeşil kalan, sert ve parlak yapraklı bitkilerden meydana gelmiş olan Akdeniz mavisi ile kaplıdır. Bu kısımlar çok tenhadır; şurada burada bazı köylere rastlanır. Bu köylerin halkı kısmen küçükbaş hayvan sürülerinin geliri ile kısmen de dağınık tarlalarda yaptıkları çeşitli tarım ile geçinirler. Fakat eski zamanlarda bu dağlık alan, şimdikinden canlıydı. Kıyıda birçok küçük koylar, ticaret ve korsanlıkla geçinen gemicilere sığınak ve antrepo yeri hizmeti görüyordu. Bu devirlerden kalma birçok kale ve şehir harabesi, su yolu o eski canlılığın birer izidir. Fakat eski limanların bugünkü şartlara göre önemi kalmamıştır: Koylardan çoğu şimdiki vapurları barındıracak kadar büyük olmadığı gibi gerideki ıssız dağlar da kıyı ile iç kısımlar arasında aşılması güç engellerdir. Buna karşılık, kıyılar boyunca elverişli yerlerde sıcak bölge meyveciliği ve turfanda sebzecilik çok gelişiyor, turizmin geleceği de parlak görünüyor.

    Besim DARKOT

    ÇARŞI

    İçindeyken karanlıkça, serin, kalabalık olurdu. Bir sürü kapısı vardı. Güvercinli cami avlularına, çay bahçelerine, çok katlı apartmanlarına, gözü yoran upuzun asfaltlarına, azgın güneşlere, denize yakın sokaklara, uzun iplikli yağmurlara, yapraklarını döken bir küme ağaçlığa, sokak satıcılarının, gazeteci kulübelerinin köşe başlarını tuttuğu, sıralarında emeklilerin uyuyakaldığı, çöpçülerin gün boyu tozuttukları ıssız bir alana, Arnavut kaldırımlı, tahta evli, daracık sokakların akşam üstülerine, yıkık surlara, gürültülü duraklarla, sabahları durulana durulana yıkanmış pembe bir yüzle girilip akşamları sararmaktan çok, ağulanmış gibi kara, yeşil bir surat, kamburlaşmış bir sırt, aralarına kir dolmuş, uzamış tırnaklarla çıkılan iş yerlerine açılırdı. Demek ki her biri ayrı bir mevsime açıktı kapıların. Ölümsüz, kocaman bir yapı demekti bu da. Giderek de bitimsiz.

    Adnan OZYALÇINER

    “İnce Memed”, “Akdeniz Bölgesi” ve “Çarşı” metinlerini okuyup aşağıdaki soruları cevaplayınız.

  3. Metinlerde hangi varlıkların betimlemesi yapılmıştır?
  4. Metinlerin hangilerinin bilgi hangilerinin estetik zevk vermek amacıyla yazıldığını belirtiniz.
  5. Metinlerden hangisi ayrıntıları olduğu gibi -fotoğrafsal bir gerçeklikle- vermiştir?
  6. Metinlerden yazarların kişisel yorum ve duygularını kattıkları cümleler bulup bu cümlelerin altını çiziniz.
  7. Metinlerdeki ayrıntıları tespit ederek bunlardan hangilerinin özel hangilerinin genel ayrıntılar olduklarını belirtiniz.
  8. “İnce Memed” ve “Çarşı” metinleri sanatsal betimlemeye birer örnektir. Bu metinlerden hareketle sanatsal betimlemenin özelliklerini belirleyip aşağıdaki tabloya yazınız.

    Sanatsal Betimleme

  9. Betimlenecek varlıklara kişisel duygu ve düşünceler katılır.
  10.     
     
  • Sanatsal betimlemenin özelliklerinden yararlanarak önemli bir kişiyi, bir eşyanızı veya bir yeri betimleyiniz. Bu betimlemeyi sınıfta okuyunuz.
  1. “Akdeniz Bölgesi” metni açıklayıcı betimlemeye bir örnektir. Bu metinden hareketle açıklayıcı betimlemenin özelliklerini belirleyip aşağıdaki tabloya yazınız.

    Açıklayıcı Betimleme

    1. Betimlenecek varlıklara kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

    1.     
       
  • Doğup büyüdüğünüz yeri açıklayıcı betimlemenin özelliklerinden yararlanarak betimleyiniz.
  1. … gözü yoran upuzun asfaltlarına….

    “Çarşı” metninden yapılan bu alıntıda geçen “uzun” sıfatının anlamı sıfatın başına getirilen bir ekle pekiştirilmiştir.

    Arnavut kaldırımlı, tahta evli daracık sokaklarına….

    “Çarşı” metninden yapılan bu alıntıda geçen “dar” sıfatının anlamı ise küçültülmüştür.

    ■ Sizler de okuduğunuz metinlerden pekiştirme ve küçültme sıfatlarına örnekler bulunuz.

  2. metin

    ADANA

    Adana’ya üst yandan gelenler, bozkırları zahmetle aşan yolların milyonlarca voltluk, dayanılmaz bir kudret eliyle boyun büktüğünü görürler. Eski insanların taptığı azametli öküzün, boyunduruğa vurulmasına benzer bir hâlle kıvranan yol, Torosların içinde, Dante’nin serencamını geçirir. Aşağı baksanız gözleriniz kararır. O kadar yukarıdasınız; geçide göklerden bakar gibisiniz. Yukarı baksanız başınız döner: O kadar çukurdasınız; insanlığın, gözünü ilk açtığı zaman kendini bulduğu, yedi kat yerin dibinden, mağaralardan bakar gibisiniz.

    Kendinden geçer gibi büküle büküle sürünen yol, Hacıkırı’na geldiği zaman; hep o dayanılmaz kudretin eliyle dağın yontulduğunu, Çakıt’a yol verildiğini görürsünüz. Siz Çukurova’yı işte böyle yaman bir pencereden hakikaten dağlarına, göklerine, ovasına yakışır ululuktaki bu dört köşe yırtıktan seyredersiniz. Denizle ovayı, yerle göğü birleşmiş gibi gösteren bu bakış, yukarılardan uçurumlara bakmanın şaşkınlığını değil uzaklardan Selçuk kervansarayına erişmenin vaadini, eminliğini artırır. Torosları artık klasik bir Türk minaresinden iner gibi inersiniz. Ova o zaman özenilerek, düşünülerek hazırlanmış bir mabet ölçüsündedir.

    Remzi Oğuz ARIK

    ■ “Adana” metnindeki yer betimlemelerinin sizde ne gibi çağrışımlar uyandırdığını söyleyiniz.

  • İki grup oluşturulur.
  • Birinci grup “Adana” metninde geçen niteleme sıfatlarının; ikinci grup ise belirtme sıfatlarının (işaret, sayı, belirsizlik, soru) altını değişik renkteki kalemlerle çizer.
  • Bulunan sıfatların niçin niteleme ve belirtme sıfatı olduğu belirtilir.
  1. SARIKAMIŞ

    Doğunun gizemli kenti Kars’ı çevreleyen ormanlara, yemyeşil kırlara inat hüzünlü bir yer Sarıkamış… Uçaktan indikten sonra havaalanından şehir merkezine beş dakikada varıyoruz. Ama yolumuz bitmiyor; tren hattı boyunca ilerliyor, dere kenarından, yeşil bir vadiden geçerek yaklaşık bir saat sonra Sarıkamış’a geliyoruz. Solumuzda uzanıp giden karlı Allahüekber Dağları… 1915’te burada donarak ve hastalıktan ölen on binlerce askerin anısı var… Bol oksijenli havası, şifa olsun diye yiyebileceğiniz balı ve kaşarı, bir de kültürel zenginliğiyle ayrı bir diyarda olduğunuzu hissediyorsunuz. Doğunun Alpleri olarak nitelendirilen Sarıkamış’ın kayak merkezleri de aralıktan nisana kadar süren uzun sezonlarıyla özellikle kayak meraklıları için ideal bir tatil mekânı… Sarıkamış’ta hava soğuk; insanları ise öyle sıcak ki… Anadolu misafirperverliğini burada tam anlamıyla yaşamak mümkün. Otel, restoran ya da bir dükkân… Gittiğiniz her yerde kendinizi müşteri değil misafir gibi hissediyorsunuz. Alışveriş yapıp yapmamanız hiç önemli değil, her kapıda mutlaka ikram edilen bir fincan çay var.

    Melis TOSYALI

  • “Sarıkamış” metninde geçen sıfatları bulup yerlerine başka sıfatlar getiriniz.
  • Sıfatların betimleyici anlatımdaki önemini tartışarak belirleyiniz. Sonuçlarını tahtaya yazınız.

    BEŞ ŞEHİR

    Atatürk her şart içinde kendisini empoze edenlerdendi. Bakışında, jestlerinde, ellerinin hareketinde, kımıldanışlarında ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vardı. Bu dinamizm etrafını bir çeşit sessiz sarsıntı ile dolduruyordu. Öyle ki birkaç dakikalık bir konuşmadan sonra bu mütevazı ve rahat adamın, bu öğreticinin anında bir uçtan öbür uca geçebileceğini mesela en rahat ve kahkahalı bir sohbeti keserek en çetin bir kararı verebileceğini ve daha gücü, bu kararı verdikten sonra yine aynı noktaya dönebileceğini düşünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete hazır bir dinamizm diyelim.

    A. Hamdi TANPINAR

  1. metin

    ÜZÜMCÜ

    Evin arka penceresine koştum. Üzümcü, tepeye varmıştı. Yolun kenarındaki kayanın üstüne küfesini koydu. Ellerini belindeki kızıl kuşağın ön tarafına soktu. Açık göğsü; çıplak, sert baldırlarıyla bir kuvvet abidesi vaziyetinde durdu. Mütekabir, kalın kaşları altında mütehakkim, ağır dönen iri gözlerinden fırlayan nazarlarıyla, Marmara’nın dalgalarına, karşıdaki sahile, mavi göğü, lacivert deniziyle, altın köpüğü renginde güneşin ışığıyla mavi gözlü, sarı saçlı bir kıza benzeyen sevimli, sevgili yurdunun taşına, toprağına derin derin baktı.

    A. Hikmet MÜFTÜOĞLU

  2. metin

    SİNEKLİ BAKKAL

    Zaptiye Nazırı, oğlunu zamanında çil çeyrek gibi hep bir çırpıda kesilmiş “Paşazade” örneklerinden biri diye görür. Kıyafeti onlara benzemez değil pantolon çizgilerine mübalağalı bir ehemmiyet verir, yeleği, ceketi kusursuz kesilmiştir. Fakat ona rağmen, seçtiği renklerin koyuluğu, boyun bağında hiç fanteziye kapılmaması, zevkinde bir başkalık, bir durgunluk olduğunu gösterir. Yüzü de ilk görünüşte, o mübarek örneğe benzer. Minimini zarif bıyıklar, kansız, ince, azıcık dejenere bir sima… Fakat dikkat edilirse yüzünde onu züppelikten kurtaran iki aza vardır: Biri, gözleri ve bakışının manası; öteki ağzı ve dudaklarının ifadesi… Gözleri, düşünen, hem derin düşünen adamların dalgınlığı hususiyetiyle başka gözlerden ayrılır. Ağzının çizgileri sarih ve temizdir. Dudaklarında temiz yaşamış ağızların topluluğu, rakik mizaçlı bir adamın tatlılığı vardır… Fakat bunu Selim Paşa fark edemez. Kendi canlı kanlı hatta biraz yırtıcı hilkatine hiç benzemeyen bu oğul, paşaya göre daima yanlış yolda sürüklenen bir neslin numunesi…

    Halide Edip ADIVAR

  3. Metinlerde portresi verilen kişileri tespit ederek bunların daha çok hangi özelliklerinden bahsedildiğini belirtiniz.
  4. Bu portrelerdeki betimlemelerin diğer betimlemelerden hangi yönleriyle farklı olduğunu söyleyiniz.
  5. ■ “Sinekli Bakkal” metninde portresi verilen kişinin fiziksel ve ruhsal özelliklerini belirleyip aşağıya yazınız.

    Fiziksel Özellikleri    Ruhsal Özellikleri

  • Metinlerde portresi verilen kişilerden birinin resmini çiziniz.
  • En iyi çizilen resmi seçiniz.
  • Resmin başarıyla çizilmesinde metindeki anlatımın rolünü tartışarak belirleyiniz.
  • Bir arkadaşınızın fiziksel ve ruhsal özelliklerini betimleyen bir portre yazınız. Bu portreyi sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.
  1. DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU

    Son günlerde etrafımı çeviren, küçük, hassas topluluğun galeyanı. Annemin gözyaşları. En uzak arkadaşlarımın ziyaretleri. Ümitler. Akrabada telaş (Fakat Erenköyü’nün felaketten haberi yok ve duymasını istemiyorum.) Adalar’dan ve Boğaziçi’nden mektuplar. Herkeste bir tavsiye illeti: Filan operatörün ihtisası. Doktor Mithat’ın faaliyeti, birçok operatöre müracaatı…

    Ben minderin üstünde arka üstü yatıyorum; etrafımın telaşını seyrederken kendimi unutuyorum. Hatta bazı kendimi hepsinden fazla sakin buluyorum fakat bu kalabalıklar dağılıp da felaketimle baş başa kalınca; dehşet. Vücudumun büyük bir parçasını kaybetmek hayaline bir saniye katlanamıyorum, içime baygınlıklar geliyor, ellerimle hasta bacağı tutuyorum ve onun ölümünü kendi ölümümden daha dehşetli buluyorum.

    Giyinip soyunurken, pansuman yapılırken, minderin üstünde uzanırken, dakikalarca, mahkûm uzvuma bakıyorum; her parçası, her hareketi, her yeni aldığı şekil bana birçok düşünce veriyor, canlanıyor, ehemmiyet kazanıyor, şahsiyet sahibi oluyor ve öteki sağlam uzuvlar arasında idama mahkûm bir kardeş gibi endişeli bir hareketsizlikle susuyor. Celladın bıçağına teslim olacak olduktan sonra yıllarca bu işkenceyi niçin çekti? Niçin kan ağladı?

    Onu testere altında düşünemiyorum; keskin bir çeliğin kalın bir kemik üstünde yürüyüşü -hele çıkaracağı ses- tüylerimi ürpertiyor. Fakat hayal etmekten daima kaçtığım bu korkunç düşünce, en ummadığım zamanlarda beynime musallat oluyor. Evde bıçakla ekmek kesilmesine bakamıyorum.

    Ameliyattan sonraki hâlimi düşünmek de ayrıca dehşet veriyor. Büyük bir uzvun boşluğunu hissetmeye nasıl dayanacağımı anlamıyorum; bir diş çektirdikten sonra bile yerinde ağızdan daha büyük bir boşluk kaldığı zannedildiği hâlde, ayrılan bir bacağın yerinde kalan uçurumun baş dönmesine nasıl alışılır? Harp tebliğlerinde yaralı sayılarını okurken hep kanlı maceraları benimkine benzeyen binlerce insanı düşünüyorum. Fakat bu beni hiç teselli etmiyor hatta hasta uzvumun bir obüs parçasıyla kopup gitmesini tercih ediyorum.

    Nüzhet’in hayali bütün bu düşüncelerimden bir saniye ayrılmıyor; hep kendimi ameliyattan sonra ve Nüzhet’in karşısında görüyor, onun manzaram karşısındaki hislerini tahlil etmeye muvaffak olmadan başımı silkeliyor yahut yerimden kalkıyor yahut inliyor yahut birini çağırıyor ve bu hayalden kaçıyorum. Fakat o beni kovalıyor. Ruhumun en kalabalık anlarında bile, yığınları itip dürterek sivriliyor ve şuurumu kaplıyor, ter içinde kalkıyorum. Bazen bu işkence içinde bunaldığımı anlayan etrafımdaki insanların, bana haykıran bir merhametle baktıklarını görüyorum.

    Feci karardan sonra bana bakan gözlerin hepsi ne kadar derinleşti. Bütün bu gözlerde ruhumun akislerini görüyorum, hepsi ta içime bakıyorlar ve ruhumu aksettiren birer küçük ayna gibi esrarlı bir karanlık parıltısıyla kamaşıyor, oyuluyor, derinleşiyorlar.

    Bazıları da var ki büyük mahkûmiyetimi bakış açılarına sığdırmak için hayretle kavsini açan kaşlar altında büyüyor, katılaşıyor, aptallaşıyor, kapışmıyor, gözlerimi yakalayan yapışkan bir parıltıyla yüzüme bakakalıyorlar.

    Peyami SAFA

  2. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” metninde görünenin dışında neler anlatılmış ve nelerin betimlemesi yapılmıştır?
  3. Anlatıcının nasıl bir ruh hâli içinde olduğunu açıklayınız.
  4. Bir insanın davranışlarından yola çıkarak psikolojik durumunun tahlil edilmesinin de betimleme olup olamayacağını nedenleriyle açıklayınız.
  • Yakından tanıdığınız bir insanı, ruhsal yönden çözümleyen bir betimleme metni yazıp bunu sınıfta okuyunuz. Yazdığınız metinde geçen sıfatları çeşitlerine göre gruplandırınız.

    HÜRREM SULTAN

    SAHNE: Kanunî’nin sarayında bir salon, bir ikindi sonrası. Dışarıdan uğultu hâlinde gürültüler gelmektedir. Ara sıra top sesleri. Sahne ilkin boştur. Sonra Mihrimah Sultan ile kocası Rüstem yukarıdan, Hürrem Sultan ise sağdaki has odasından çıkar. Hürrem endişeli adımlarla pencerelere doğru yürürken Mihrimah ile Rüstem, Osmanlı geleneğince saygı duruşu gösterirler.

    HÜRREM: (Atlas perdeleri aralar, dışarıyı seyreder, konuşmaz.)

    MİHRİMAH: (Annesini taklit eder, o da atlas perdenin öteki ucunda dışarıyı seyreder.)

    (Rüstem az uzakta kalmıştır. Bu sessiz oyun bir an sürer.)

    HÜRREM: (Birden dudaklarından dökülüyormuş gibi) — Korkuyorum!

    (Sessizlik. Üçü birbirine bakınır.)

    Orhan ASENA

  1. “Hürrem Sultan” adlı metnindeki betimlemelerin hangi amaçla kullanıldığını belirtiniz.
  2. “Hürrem Sultan” adlı metnindeki betimleme ile diğer betimleme örnekleri arasında nasıl bir fark olduğunu açıklayınız.
  3. “Hürrem Sultan” adlı metninden sıfatların kurucu öge olarak görev aldığı kelime gruplarını belirleyerek sıfatların bu kelime gruplarının oluşumundaki işlevini söyleyiniz.
  4. BAHAR VE KELEBEKLER

    Küçük salonun fes renginde kalın, ağır perdeli penceresinden, dışarısı muhteşem, parlak bir sulu boya levhası gibi görünüyordu. Saf, mavi bir sema… Çiçekli ağaçlar… Uyur gibi sessiz duran deniz… Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altında dağlar, korular, beyaz yalılar… Bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havai hakikati gibi uçan martı sürüleri! Pencerenin önündeki şişman koltuğa gayet zayıf, gayet sarı, gayet ihtiyar bir kadın oturmuştu. Bahara, hayata dargın gibi arkasını dışarıya çevirmişti. Sönmüş gözleri köşelerdeki gölgelere karışıyordu. Karşısında, bir şezlonga uzanmış esmer, güzel bir kız, siyah maroken kaplı bir kitap okuyor; pencereden, çiçek, kır kokuları; deniz, dalga fısıltıları getiren tatlı bir nisan rüzgârı giriyordu. Bir saatten beri ikisi de susuyor, öyle duruyorlardı. Bu ihtiyar büyük nine tam doksan yedi yaşında idi. Köşelerin hafif karanlıklarından bazen uyanır gibi ayrılan gözlerini ara sıra, karşısında kitap okuyan genç kıza, bu torununun torununa atfediyordu… Birden, üç dişi kalan buruşuk ağzını açtı. Esnedi. Bir mumya uzvu kadar sararmış, katılaşmış elini başına götürdü. Kahverengindeki yemenisinin altında daha beyaz görünen saçlarına dokundu. Bir an düşündü. Yine esnedi. Galiba uyanacaktı. Arkasındaki açık pencereden giren muharrik rüzgâr onu tehyiç ediyor, kuşların güneşli cıvıltıları, çiçek ve çimen kokuları hayalinde uzak, ezelî bir fecir, nihayetsiz, mülevven bir sabah uyandırıyordu. Yavaş yavaş kamburunu arkasına dayadı. Ellerini dizlerine koydu, başını kaldırdı. Biraz doğruldu.

    Ömer SEYFETTİN

    Salonun penceresinden, dışarısı görünüyordu. Sema, ağaçlar, deniz… Sahilde dağlar, korular, yalılar… Bütün bunların üzerinde martı sürüleri. Koltuğa kadın oturmuştu. Arkasını dışarıya çevirmişti. Gözleri, gölgelere karışıyordu. Karşısında bir kız, kitap okuyor; pencereden nisan rüzgârı giriyordu. İhtiyar nine yaşında idi. Köşelerin karanlıklarından gözlerini ara sıra kıza, torununun torununa atfediyordu… Birden, ağzını açtı. Esnedi. Elini başına götürdü. Saçlarına dokundu. Düşündü. Yine esnedi. Galiba uyanacaktı. Pencereden giren rüzgâr onu tehyiç ediyor, kuşların cıvıltıları, çiçek ve çimen kokuları hayalinde fecir, sabah uyandırıyordu. Kamburunu arkasına dayadı. Ellerini dizlerine koydu, başını kaldırdı. Doğruldu.

    ■ Yukarıda “Bahar ve Kelebekler” metni ile bu metnin betimleme ögeleri çıkarılmış hâli verilmiştir. Metinleri betimleme ögeleri yönünden karşılaştırarak düşüncelerinizi sınıfla paylaşınız.

    ■ Çalışmalarınızdan hareketle anlatımda, betimlemenin rolünü tartışarak belirleyiniz. Sonuçlarını tahtaya yazınız.

    Anlama ve Yorumlama

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı Başımda eski âlemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;

    Dinmiş lodosların uğultusu içinde. İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan. Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere;

    Bir gül olmalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.

    Alnın sıcak mı, değil mi biliyorum;

    Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;

    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum;

    İstanbul’u dinliyorum.

    Orhan Veli KANIK

    İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor derken Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık; Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

    Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı,

    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular,

    Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgârında ter kokuları; İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    ■ “İstanbul’u Dinliyorum” şiirinden betimleme ögeleriyle ilgili kelimeleri bulunuz. Bunları aşağıdaki tabloda gruplandırınız.

    Görme

    İşitme

    Tatma

    Dokunma

    Koklama

             

     

     

    1. ETKİNLİK

    ESKİCİ

        gün halası sokaktan bağırarak geçen bir satıcıyı çağırdı. Evin avlusuna sırtında çuval kaplı

    bir    torba, elinde bir    iskemle ve    bir demir parçası,    kıyafetli     adam girdi. Torbasında da mukavva gibi bükülmüş    tomar duruyordu.

    Konuştular, sonra önüne bir sürü    ,    ,    ayakkabı dizdiler.

    Satıcı iskemlesine oturdu. Hasan da merakla karşısına geçti    ,     ,    ,

        ve    evde öyle canı sıkılıyordu ki… Şaşarak eğlenerek seyrediyordu: Mukavvaya

    benzettiği    deriyi iki tarafı    ,    bıçağıyla kesişine, ağzına bir    

    çivi dolduruşuna, sonra bunları birer birer, İstanbul’da gördüğü maymun gibi avurdundan çıkarıp ayakkabıların altına çabuk çabuk mıhlayışına, deri parçalarını,    bir suya koyup ıslatışına,    

    çanaktaki macuna parmağını daldırıp tabanlara sürüşüne, hepsine bakıyordu. Susuyor ve bakıyordu.

    Refik Halit KARAY

  • Sıfatlarının çoğu çıkarılmış “Eskici” metnini anlatım gücü bakımından etkileyici bulup bulmadığınızı nedenleriyle söyleyiniz.
  • “Eskici” metnindeki noktalı yerlere metnin genelinde bir anlam bütünlüğü sağlayacak şekilde uygun sıfatlar getiriniz.
    • Yaptığınız çalışmalardan hareketle sıfatların betimleme metinlerindeki önemini açıklayınız.
  1. ETKİNLİK
  • Bir yeri, bir insanı veya bir hayvanı betimleyen paragraf yazınız.
  • Nasıl bir evde yaşamak isterdiniz? Yaşamak istediğiniz bu evi betimleyiniz.
  • Bu etkinlikler neticesinde kaç türlü gözlem yöntemi olduğunu belirleyerek aşağıya yazınız.

    Gözlem Yöntemleri:    

  1. ETKİNLİK


■ Fotoğraflardan birini seçip fotoğrafın ifade ettiği değeri ve anlamı anlatan bir betimleme metni yazınız.

 

■ Tablodaki cümlelerin hangi tür betimlemeyle yazıldığını tespit ederek betimleme türünü ve neden bu betimleme türüne örnek olduğunu ilgili yerlere yazınız.

Cümle

Betimleme Türü

Nedeni

Aşırı kilolu insanlarda damar sertliği ve kalp rahatsızlıkları daha çok görülür.

   

Murat şaşkınlığını soğuk bir gülümseme altında gizleyen bir bakışla çevreyi süzdü.

   

Öldürülen Argos Kralı, kahraman Agememnon kızı, yiğit Orest’in kardeşiyim.

   

Yahya Bey, iyi bir eğitim görmesine rağmen ilim yerine şiirde kalem oynatmayı tercih etmiş bir şairdir.

   

Dicle Nehri, Güneydoğu Anadolu’nun en uzun nehridir.

   

Erzurum, Doğu’nun en büyük yerleşim merkezlerinden biridir.

   

Soğuk bir kış gecesi aniden uyandı.

   

Ağız boşluğu, hemen bütün omurgalılarda dişlerle döşenmiştir.

   

Pişmanlık duygusu içini bir kor gibi yakıyordu.

   

Martha Eggert, ılık gecenin içinde bülbül gibi şakıyor.

   

 

 

  1. ■ Tabloda verilen bölümleri inceleyerek noktalı yerleri uygun şekilde tamamlayınız.

Yaptığı İş

Zamanı

Seçilen Kişinin İşi Yaparken Betimlenmesi

Kahvaltı hazırlamak

Sabah

Annem her zamanki titizliğiyle kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Önce babamın odun fırınından aldığı sıcak, mis kokulu kızarmış ekmekleri dilimledi. Sonra bunları çevresinde danteller olan ekmek sepetine yerleştirdi.

     

 

 

  1. ■ Aşağıdaki resimlerden bir tanesini seçip duyularınızla elde ettiğiniz gözlemleri hayalinizle zenginleştirerek betimleyiniz. Betimleme paragrafını fikir vermek için mi yoksa heyecan uyandırmak için mi yazdığınızı belirtiniz.


     

  2. ■ Yaşadığınız mahalleyi veya sokağı iki farklı bakış açısına göre karlı bir kış ya da sıcak bir yaz gününe, bir cumartesi akşamı ya da bir pazar sabahına ait özellikleriyle anlatan bir betimleme paragrafı yazınız. Bunları sınıfta okuyup arkadaşlarınızın fikirlerini alınız.

  3. ■ Okuduğunuz ve dinlediğiniz metinlerden hareketle betimlemelerin kullanıldığı metin türlerini aşağıdaki şemaya yazınız.


     

  4. Saatçıoğulları’nın ipek fabrikası bu rüzgârsız öğle güneşi altında ağırlaşan havayı uzaklarda dönen bir uskur uğultusuyla sarsıyor; minimini çocuklar, ateşler içinde yanan yoksul mahallenin bu nöbetli nabzını dinleyerek tahta beşiklerinde uyuyordu.

    Refik Halit KARAY

    Önce upuzun sonra kesik saçın vardı.

    Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.

    A. Muhip DIRANAS

    Uyumaya başlayan Perekladin’in kapalı gözlerinin önünde kapkara gülümseyen bulutlar arasından alev gibi kıpkırmızı bir virgül kuyruklu yıldız gibi kaydı.

    Anton ÇEHOV

    Işıl ışıl gözlerle etrafı süzerek sokağın başında taze taze simitler satan masmavi gözlü çocuğa “Günaydın!” dedi.

    Sımsıcak bir yuvanın özlemini çekiyordu.

    Üzerinde tertemiz bir gömlek vardı.

  • Yukarıdaki dize ve cümlelerde bulunan niteleme ve pekiştirme sıfatlarını belirleyiniz.
  • Bulduğunuz örnekleri inceleyerek sıfatlarda pekiştirmenin hangi yolla yapıldığını belirtiniz.
  • Pekiştirme sıfatlarına başka örnekler bulup defterinize yazınız.
  • Metinlerde geçen pekiştirme sıfatlarının işlevlerini tartışarak sonuçlarını tahtaya yazınız.
  1. Korkunç dalgalarla boğuşan gemicilerin Karadeniz’deki sığınağı biricik limana, bir sabah vakti girdik.

    Ahmet Muhip DIRANAS

    Gökyüzünde soluk bir dilim ay, uçları salkım salkım buz tutmuş iri çam dallarına takılıp sallanarak yükseliyordu.

    Mahmut YESARİ

    Boyası uçmuş direklerde denizin ıslak havasıyla ıslanmayan kiremit gibi kaskatı yelken bezlerinde, geniş bir sıkıntı, yaz uykusuna dalmıştır.

    Sabri Esat SİYAVUŞGİL

    Kısacık boyuyla ağacın dallarına ulaşmaya çalışıyordu.

    Gide gide derince bir kuyuya vardılar.

    Eriklerin ekşimsi bir tadı vardı.

    Yeşilimtırak gözleriyle herkesi hayran bırakıyordu.

  1. Aşağıdaki cümlelerde noktalı yerleri doldurunuz.

    ■ Betimlemeler,    ve    olmak üzere ikiye ayrılır.

  • Kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere    denir.
  • Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere    denir.
  1. Aşağıda verilen ifadelerin sonuna doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
  • Açıklayıcı betimlemeler bilgi vermek amacıyla yapılır.    (    )
  • Sanatsal betimlemelerde kişisel duygu ve düşüncelere yer verilir.    (    )
  • Betimleyici anlatımlarda nesnel bir nitelik vardır.    (    )

Toprak gittikçe nemleniyor, gölgeler koyulaşıyor. Dönemeçte karşıma ansızın, araba genişliğinde bir su çıkıyor: Kumlu yatağında yüzü kırışa kırışa akan bir su… İncecik de bir şırıltı duyuluyor ara ara. Pirina Fabrikası’nın altında, zeytin sularıyla katran gibi oluyor: Batak kokuyor, zeytinyağı kokuyor. Suyun içine konmuş üç taşa basarak karşıya geçiyorum. İki yana; sık, deli zeytin, nar fidanları, defneler, böğürtlenler, adını bilmediğim daha bir sürü parlak yapraklı ağaççıklar sıralanıyor. Yatak derinleşiyor… Gerçekten bir tabiat cennetine giden cennet ayağıdır bu. Havası binlerce canlının soluğuyla dolu, ıssızlığı anlamlı, fısıltı… Koyu gölgelerin kucağında kımıltılar var… Suda yürüdüğüm dünya gibi bir dünya daha açılmış, akıp gidiyor… Her birimizi bir dişlisine takmış o, gürültülü, katı düzen susuyor, bambaşka bir âlem uyanıyor çevremde.

Mehmet BAŞARAN

  1. Metinde hangi duyumuzla ilgili ayrıntıya yer verilmemiştir?
    1. Tatma    B) Koklama    C) Görme    D) Dokunma E) İşitme
  2. Gümüş bir dumanla kapandı her yer.

    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı;

    Sürüler, çemenler, sarı çiçekler,

    Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı!

    Yukarıdaki dizelerde kaç tane niteleme sıfatı vardır?

    1. 1    B) 2    C) 3    D) 4    E) 5
  3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat yoktur?
    1. Onun gözlerinde ışıltılar dans eder.
    2. Ufkumuza boş hatıralar dolar.
    3. Her zaman kalbim kalbinle atar.
    4. Çerçevelere sığmaz bir resim.
    5. Yazmakla bitmez bütün hevesim.

     

     

    1. Çalınan antikalar çabucak bulundu.
    2. Kırmızı gülün kokusu, bütün odayı kaplamış.
    3. Arkadaşımın zeki, terbiyeli öğrencileri vardı.
    4. Pilav gününde, eski günler anlatıldı.
    5. Müjdeli haber okulda bir anda duyuldu.
      1. — Babası nasıl bir adamdı?
  • Yaşlı.
  1. — O hangi romanlardan hoşlanır?
  • Polisiye.
  1. — En çok hangi yemeği sever?
  • Fasulye.
  1. — Buraya kaç kişi geldiniz?
  • Üç.
  1. — Odalar kaçar kişilikti?
  • Beşer.
    1. Kalabalık, meydana doğru yürümeye başladı.
    2. Çocuk, elbiselerini üst kata taşıdı.
    3. Yaslı, müdüre şöyle bir baktı.
    4. Zavallı, insanlardan hâlâ yardım bekliyordu.
    5. Vefalı, arkadaşlarına hiçbir zaman ihanet etmez.
    1. Karanlık sokağa girince içime bir korku düştü.
    2. Böyle bir denizi dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz.
    3. Bir takım yemek seti için bu para fazla değil mi?
    4. Gözlükler, yüzüne tatlı bir hava katıyor.
    5. Bir yaz gecesi sahilde çay içerken tanışmıştık onunla.
    1. Dün üç arkadaş bir iskelede buluştuk.
    2. Eskiler bu iskeleye cankurtaran derlermiş.
    3. Fırtına nice balıkçıyı iskeleye sığınmak zorunda bırakmış.
    4. İskelenin bir yanı, tahtaları çürüdüğü için kullanılmıyormuş.
    5. Buranın sakinleri bir gün sert bir dalganın iskeleyi götüreceğinden korkuyorlar.
      1. Bizi buraya hangi araba getirmişti?
      2. Sana hiç yakıştıramadım, o ne biçim söz öyle?
      3. Size nasıl bir ev lazımdı?
      4. Daha kaç kez söyleyeceğim bunu?
      5. Onun kaçıncı katta oturduğunu biliyor musun?
    1. Şu birkaç yaşlı asker bu kaleyi nasıl savunacak bilmiyorum.
    2. Yıllarca bu iki eski arkadaş birbirlerinden haber alamamıştı.
    3. Kalenin o eski yüksek kapısını birkaç darbeyle açabilirlerdi.
    4. Birbirini yıllardır özlemle bekleyen arkadaşları bu korkunç, amansız saldırı yine mi ayıracaktı?
    5. Artık önlerinde onları bekleyen, o neşeli, güzel günler yoktu.
    6. Sıfatlar bazen bir ismin önüne gelmeden de o ismi niteleyici bir anlam taşıyabilir. Aşağıdakilerden hangisinde böyle bir kullanım görülmektedir?
    7. Şimdi artık o eski evlerden hiçbir eser yok.
    8. Oda, etrafa dağılmış dosyalara ve kitaplara rağmen ürkütücü derecede boştu.
    9. Büyük bir uçurumun karşısında öylece duruyorum sanki.
    10. Kitapları, kitaplıktaki yerlerine, dosyaları yazıhanenin gözlerine yerleştiriyoruz.
    11. Okuduğum kitapta gördüğüm ilgi çekici sonuçları defterime yazdım.
    1. Artık ebedî huzur deminin İçebilirim sırlı tasından
    2. Girmek üzereyim dar kapısından O eski rüyalar âlemine
    3. Bütün mevsimlerin üstüne Geriliyor bembeyaz bir kanat
    4. Gelip durdu artık işte hayat Bana hep onu vadeden güne
    5. Hatıralarla kabaran deniz Doluyor ruhun oluklarından
  1. (I) Hayatımın bundan sonrasını bilmem anlatmaya lüzum var mı? (II) Hastane koğuşuna düşene kadar epeyce yer dolaştım. (III) Küçük ve biçare pansiyonlarda uykusuz, sapsarı geceler geçirdim. (IV) Her sene küskün, zalim bir rüyanın kurbanı ömrümü sürükledim. (V) Bir gün gözlerimi açtığım zaman kendimi koğuşta bu ıstırabın ortasında buldum.

    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?

    A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

  2. Betimlemelerle sıfatlar arasında nasıl bir ilişki vardır?

CEVAP VER