Besin Zinciri, Besin Ağı ve Besin Piramidi

0
224

Bir ekosistemde üreticilerden tüketicilere doğru besin aktarımı meydana gelir. Üreticilerden başlayarak bir trafik düzeyden diğerine besinin aktarıldığı yol besin zinciri olarak tanımlanır (Şekil 3.7). Besin zinciri aynı zamanda bir canlıdan diğerine enerjiyi de aktarmaktadır. Besin zincirinde ilk halkayı üretici organizmalar oluşturur. Üreticiler güneş enerjisi yardımıyla organik besinleri sentezler. Sentezlenen besin, besin zinciri yoluyla diğer canlılara aktarılır. Besin zincirinde sadece üreticilerle beslenen hayvanlara birincil tüketiciler denir. Fare, koyun, sığır, geyik vb. birincil tüketicilere örnek verilebilir. Birincil tüketicilerle beslenen hayvanlara ise ikincil tüketiciler denir. Yılan, kedi, kurt ve aslan gibi et ile beslenen canlılar ikincil tüketicilerdir. Zincirin sonraki halkasında ikincil tüketicilerle beslenen üçüncül tüketiciler bulunur. Böylece üreticilerden tüketicilere doğru besin aktarımı gerçekleştirilir. Besin zincirleri karasal ortamlarda genellikle çiçekli bitkilerle başlarken su ortamında mikroskobik alglerle başlar.

Şekil 3. 7: Karasal ve su ekosistemindeki üretici ve tüketiciler arasındaki madde ve enerji akışı

Ayrıştırıcılara aktarılan organik maddeler inorganik hâle getirilerek maddelerin tekrar doğaya dönmesi sağlanır. Görüldüğü gibi beslenme ilişkileri üretici, tüketici ve ayrıştırıcı üçgeninde gerçekleşir.

 

 

 

Ekosistemdeki beslenme ilişkileri, basit besin zincirlerinin içinde bulunduğu karmaşık bir yapıdan oluşur. Tüketicilerin çoğu, birden çok besini tüketebilir. Örneğin kurtlar; tavşan, fare ve çeşitli kuş türlerini avlayarak yaşamlarını sürdürür. Bununla birlikte, birden fazla tüketici aynı organizma ile besleniyor da olabilir. Fareler; kartal, şahin, kurt, tilki, yılan gibi pek çok canlıya besin olduğu için bu duruma uygun bir örnektir. Görüldüğü gibi birçok besin zinciri birbiriyle iç içe geçmiştir. Ekosistemde organizmalar arasındaki karmaşık beslenme ilişkileri bir ağa benzetilir ve farklı türlerin birlikte oluşturduğu bu ilişkiler besin ağı olarak adlandırılır (Şekil 3.8). Besin ağları canlıların ekosistemdeki rollerini gösterir. Ekosistemlerde biyolojik çeşitliliğe bağlı olarak besin ağlarındaki tür çeşitliliği ve karmaşıklık değişebilir. Örneğin tür çeşitliliğinin zengin olduğu yaprak döken ağaç ormanı ekosisteminde besin ağlarının karmaşıklık düzeyi, tür çeşitliliğinin çok daha düşük olduğu tundralara göre fazladır.

Aslan

Ağaçlar, çalılar, otlar

Şekil 3.8 : Kara ekosisteminde bir besin ağı örneği

Yerkürede her yıl üreticilerin faaliyetleri sonucunda büyük miktarda organik madde üretilir. Üreticilerin yapısında yer alan bu organik maddeler üreticilerin biyokütlelerini oluşturur. Yerkürede üreticilerin yıllık biyokütlesinin yaklaşık 200 milyar ton olduğu tahmin edilmektedir. Bitkiler ve fotosentez yapan diğer organizmalar güneş ışığının yalnızca %1-3’ünü kullanarak kimyasal enerjiye dönüştürür. Birincil tüketiciler bitkileri yediğinde bitkideki enerjinin çoğu ısı veya atık madde olarak kaybolur ve sadece küçük bir kısmı birincil tüketicinin biyokütlesine katılır.

Ekosistemlerin özelliğine bağlı olarak trofik düzeyler arasında aktarılan enerjinin oranları farklılık gösterebilir. Genellikle üretici biyokütlesinin yaklaşık %10’u bir sonraki beslenme katmanında yer alan birincil tüketiciye geçer. Birincil tüketicinin biyokütlesinin yalnızca %10’u bir sonraki katmanda yer alan ikincil tüketici tarafından alınır. Besin piramidinde alt basamaktan yukarıya doğru çıkıldıkça toplam biyokütlede azalma görülür. Örneğin 1000 kg’lık bitki tohumu onu yiyen kemirgenlere toplam 100 kg kazandırırken; kemirgenlerdeki 100 kg’lık biyokütle onunla beslenen kuşlara en fazla 10 kg kazandıracaktır. Ekosistemlerde biyokütledeki azalış bir piramit şeklinde sembolize edilebilir (Şekil 3.9). Meşe palamudu, fare ve baykuştan oluşan besin zinciri trofik düzeylerdeki biyokütle değişiminin bir örneğidir.

Trofik düzeyler arasındaki etkileşimi göstermenin bir diğer yolu da enerji piramitleridir. Besin zincirleri yoluyla aktarılan enerji miktarı joule ya da kilokalori cinsinden de gösterilebilir. Üreticilerde depolanan enerjinin çok az kısmı besin zinciri yoluyla birincil tüketicilere aktarılır. Enerji üst basamaklara doğru aktarılırken her trofik düzeyde azalır, çünkü büyük bir kısmı ısı olarak ortama verilir. Şekil 3.10’da verilen enerji piramidinde görüldüğü gibi üreticilerin depoladığı yaklaşık 10 000 joule olan enerji her trofik düzeye azalarak aktarıldığından üçüncül tüketicilere ulaştığında 10 joule’e kadar düşer.

Besin zincirleri ve besin ağlarında türler ekolojik etkileri bakımından birbirlerine bağımlı olduğu için bazı türler bütün sistem üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Böyle türlere kilittaşı türleri adı verilir. Komünitede kilittaşı türlerin birey sayısı diğer türlere göre az olsa da etkileri fazladır. Kilittaşı türlerden herhangi birinin neslinin tükenmesi ekosistemdeki trofik düzeyler üzerinde olumsuz yönde büyük etki yapar. Örneğin Kuzey Pasifik kıyı ekosisteminde su samuru, kilittaşı bir türdür. Su samurları, deniz kestanelerini yiyerek beslenir. Deniz kestaneleri de çok hücreli alglerden olan kelpleri besin olarak tüketir. Kelpler birçok tür için habitat oluşturur. Bu ekosistemdeki su samurları yok olursa deniz kestanelerinin sayısı artar. Bu da kelplerin azalmasına neden olur. Kelpler azaldığında habitatları bozulan türler de ortadan kalkar (Şekil 3.11).

Şekil 3.11: Besin zincirinde kilittaşı tür su samurudur.

Bir ekosistemde besin ve iklim şartlarının değişmesi, avcı sayısının azalması gibi çeşitli sebeplerle besin zincirinin halkalarını oluşturan canlılardan herhangi birinin sayısı azalabilir. Bu durum o canlıyla beslenen ve aynı besin ağına dâhil olan diğer canlıların da zarar görmesine neden olur.

CEVAP VER