ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE EĞİTİM SİSTEMİ HAKKINDA BİLGİLER

    0
    212
    1. Hedefler : Atatürk, cumhuriyet eğitiminin hedefleri için iki temel ilkeye dikkatleri çekmiş; bunların öne-
      mini ve nasıl gerçekleştirileceğini şu ifadelerle ortaya koymuştur. “Millî eğitim işlerinde kesinlikle zafere
      ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Bu zaferin sağlanması için: Birincisi,
      eğitimin sosyal hayatın ihtiyaçlarına cevap vermesi; diğeri ise çağın gereklerine uygun olmasıdır.”
    2. Bilimsellik: Atatürk, eğitim sisteminin; eğitim programlarının bilimsel olmasının önemi üzerinde dur-
      muştur. Ona göre, “Çağın ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek bir eğitim sistemi, bilimsel yöntemle-
      re ağırlık vermelidir. Okullarımızda, temel ve uygulamalı bilimlere, araştırmaya önem verilmelidir. Eğitim
      programları, bilim alanındaki en yeni gelişmeleri göz önünde tutmalıdır.”

    Atatürk, uygarlık yolunda başarı ile
    ilerlemenin sırrını, aklın ve bilimin yol
    göstericiliğinde görmüştür. “Dünyada her
    şey için, medeniyet için, hayat için, başa-
    rı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fen-
    dir. İlim ve fennin dışında yol gösterici
    aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan
    çıkmaktır.”

    1. Gelişmelere Açık Olma: Atatürk,
      eğitim sisteminin temelini oluşturan eği-
      tim programlarının gelişmelere açık
      olmasını önemle belirtmiştir. “İlim ve fen-
      nin yaşadığımız her dakikadaki safhaları-
      nın gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Binlerce yıl önceki bilim ve fen ile ilgi-
      li kaide ve kuralları şu kadar bin yıl sonra olduğu gibi uygulamaya kalkışmak şüphesiz bilim ve tekniğin
      içinde bulunmak değildir.”
    2. Uygulamaya Yönelik Olma: Atatürk, uygulamalı eğitimi eğitim sisteminin temeli olarak görmüştür.
      Ona göre, “Bir yandan bilgisizliği ortadan kaldırmaya uğraşırken bir yandan da memleket evladını toplum-
      sal ve ekonomik hayatta aktif şekilde etkili ve verimli kılabilmek için zorunlu olan ilk bilgileri uygulamalı bir
      biçimde vermek metodu eğitimimizin temelini oluşturmalıdır.”

    Atatürk, uygulamalı eğitimin yıllarca ihmal edildiğini ve bunun sonuçlarını da dile getirmiştir. “Geçmişte
    devletin eğitim işlerini yürütenler, sanat ve ticaret gereksizmiş gibi düşünmüşlerdir. Ülkenin yoksul, harap;
    halkın bilgisiz kalması bu yüzdendir. Oysa eğitim programının temelini, yaşamamız için gerekli şeyleri
    süratle, kolayca yapmayı öğretmek teşkil etmelidir.” Bu durumun gerçekleşmesi için Atatürk’ün önerileri
    son derece önemlidir. Yaparak öğrenmeye dayanan ve yaygın bir eğitim-öğretim için yurdun önemli mer-
    kezlerinde yeni kitaplıklar, çeşitli bitkileri ve hayvanları içine alan bahçeler, konservatuvarlar, iş yerleri,
    müzeler, galeriler, sergi salonları kurmak gerekli olduğu için ilçe merkezlerine kadar bütün yurdun bası-
    mevleriyle donatılması gerekmektedir.

    Atatürk, uygulamalı eğitimin hedeflerini, niçin gerekli olduğunu ve hangi eğitim kademesinden itiba-
    ren başlaması gerektiğini de şöyle ifade etmiştir: “Toplumsal hayatta bizzat faal ve faydalı, verimli ele-
    manlar yetiştirmek lazımdır. Bu da ilk ve ortaöğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla mümkün olur.

    Ancak bu sayede, toplumlar iş adamlarına, sanatkârlarına sahip olur. Elbette millî dehamızı geliştirmek,
    hislerimize layık olduğu dereceye çıkarmak için yüksek meslek sahipleri de yetiştirmeliyiz.” Öte yandan,
    Atatürk, uygulamalı eğitimin, özellikle ilk ve ortaöğretimde nasıl verilmesi gerektiğini ayrıca vurgulamış-
    tır. “İlk ve ortaöğrenim mutlaka insanoğlu ve medeniyetin gerektirdiği ilim ve fenni versin fakat o kadar
    pratik bir şekilde versin ki çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkum olmadığına emin olsun.”

    Eğitimin uygulamalı şekilde yapılmasında en önemli faktör, eğitim sürecinden birinci derece sorumlu
    olan, öğretmenler ve eğitimcilerdir. Bunun böyle olduğunu çok iyi bilen Atatürk, öğretmen ve eğitimcilerin
    öğretim sürecinde gerçekleştirecekleri etkinliklerin nasıl olması gerektiğini ve bunun sonuçlarına dikkatleri
    çekmiştir. “Her profesör ve öğretmenin aşılayacağı fikirler, ideal gayelere hizmet edecek şekilde olmalıdır.
    Kitapların cansız teorileri ile karşı karşıya gelen genç beyinler, öğrendikleriyle memleketin gerçek durumu
    ve çıkarları arasında ilişki kuramıyorlar. Yazarların ve teorisyenlerin tek taraflı dinleyicisi durumunda kalan
    Türkiye’nin çocukları hayata atıldıkları zaman bu ilişkisizlik ve uyumsuzluk yüzünden tenkitçi, karamsar,
    millî şuur ve düzene uyumsuz kitleler meydana getirirler.”

    1. Üretkenliğe Yönelik Olma: Atatürk’ün eğitim sisteminin temeline koyduğu ilkelerden biri de üretime
      yönelik olmadır. O, eğitimin hayatla ilişkili olmasını ve eğitimin ekonomik hayatı etkilemesini istemiştir.
      Atatürk’e göre, “Eğitim ve öğretimde izlenecek yol, bilgiyi günlük yaşamda başarılı olmayı sağlayacak,
      uygulamalı ve kullanılması mümkün bir araç hâline getirmektir.” Bu, gerçekleştiği takdirde “Kültürlü insan-
      lar sorunlarını, öğrendiği, uygulayacağı ve geliştireceği bilgi ve teknoloji ile çözmeye çalışmalıdır.
      Faaliyetleri sonunda ortaya bir ürün koymalıdır. Bu da hayal olan cansız teorilerle değil, gerçekle ilgili, ger-
      çeği açıklayan teorilerle mümkündür.”
    2. Uygulanacak Yöntemler ve Nitelikleri: Atatürk, o güne kadar izlenen eğitim-öğretim yöntemlerinin,
      milletimizin gerileme tarihinde en önemli etken olduğu kanısındadır. Atatürk’e göre, “Eğitim ve öğretimde
      uygulanacak yöntem, bilgiyi insan için bir süs, bir baskı aracı yahut medeni bir zevkten çok, maddî hayat-
      ta başarılı olmayı sağlayan pratik ve kullanılabilir bir araç durumuna getirmektir.” Bu sözler hem gelenek-
      sel eğitimin bir eleştirisi hem de eğitimle ilgili yeni düzenlemelerde hayattan ve hayatın ihtiyaçlarından
      kopuk bir yola girme ihtimallerine karşı bir ikazdır.
    3. Disiplin: Atatürk’e göre, “Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı
      disiplin başarının esasıdır. Müdürler ve öğretim kadroları disiplin sağlamaya, öğrenciler ise disipline uyma-
      ya mecburdur.” Bu, korku ve fiziki etkileme şeklinde bir disiplin anlayışı değildir. Öğrencilerin, öğrendikleri-
      ni isteyen, benimseyen, duyan ve kurallara uyan bir anlayıştır. Atatürk, bu konuya şöyle açıklık getirmek-
      “Korku ile verilen eğitim, makbul bir eğitim değildir. Böyle bir eğitime güvenilmez.”

    Atatürk, eğitim sisteminde eski dönemlerin dayağa dayanan düzen ve disiplin anlayışı yerine, sevgiye
    dayanan bir düzen ve disiplin anlayışının yerleştirilmesinden yanadır.

    Yrd. Doç. Dr. Ahmet ÇOBAN

    CEVAP VER