Abiyotik Faktörlerin Değişmesinin Canlılara Etkisi

0
138

Canlılar farklı özellikler gösteren çevre şartlarında yaşamlarını sürdürebilir. Farklı çevre koşullarında yaşamaları onların uyum yetenekleri yani toleranslarıyla ilgilidir. Çevresel faktörler için her canlı türünün bu uyum yeteneğinin minimum ve maksimum sınırları vardır. Tolerans sınırları denilen bu iki sınır arasında kalan aralığa da tolerans (hoşgörü) aralığı denir. Örneğin çok yüksek sıcaklıklarda yaşayan bir arke olan Pyrococcus (pirokokus) minimum 70°C, optimum 100°C, maksimum 106oC’ta hayatta kalabilir (Resim 3.11). Bir bakteri olan E.coli ise minimum 4oC, optimum 37oC, maksimum 44oC’ta yaşayabilir. Her canlının yaşayabildiği optimum sıcaklık değeri farklıdır. Pyrococcus gibi bazı canlılar çok yüksek sıcaklıklara uyum sağlarken E. coli gibi pek çok canlı aynı sıcaklık değerlerinde yaşamını sürdüremez.

Bir canlının ortam koşullarındaki değişikliklerden nasıl etkilendiğini tespit etmek için belirli bir koşulun değişken olduğu ortamda yaşam aktivitesine bakılır. Değişkene verdiği tepkiler bir eğri ile gösterilir. Buna o canlının performans eğrisi denir. Sıcaklığa göre çizilen performans eğrisi, sıcaklık tolerans eğrisi olarak adlandırılır.

Grafik 3.1’de bir balık türünün sıcaklığa bağlı olarak yüzme hızındaki değişimler görülmektedir. Burada balıkların performansı mümkün olan maksimum yüzme hızıyla ölçülmüştür. Yüzme hızı sıcaklığa paralel olarak belirli bir noktaya kadar artmıştır. Bu optimum (ideal) değerdir. Balıklar optimum sıcaklığın dışındaki değerlerde de yaşamlarını sürdürebilir fakat performansları azalır. Balıklar tolerans sınırlarının dışındaki değerlere maruz kaldıklarında yaşamını sürdüremez. Benzer şekilde bir canlının tolerans eğrisi başka faktörlerin etkisine göre de çıkarılabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazı canlılar ortam sıcaklığı, ışık miktarı, oksijen derişimi gibi abiyotik etkenlerdeki değişimlere uyum sağlayabilir. Örneğin yüksek yerlerde yaşayan insanların alyuvar sayısı deniz seviyesinde yaşayanlara göre daha fazladır. Yükseklere çıkıldıkça atmosferdeki oksijen oranı azalır. Hücrelere yeterli oksijen taşınabilmesi için vücutta alyuvar sayısı artar. Burada yaşayan insanlar deniz kenarında bir süre yaşarsa alyuvar sayılarının azalmasıyla bu ortama uyum sağlar.

Canlılar, dış ortam şartlarında oluşan sıcaklık, nem vb. değişikliklere göre vücutlarının iç dengesini (homeostazi) dü-zenleyerek hayatta kalmayı başarır. Örneğin memeliler vücut sıcaklıklarını yaklaşık 37°C’ ta sabit tutabilir. İç ortam sıcaklıklarını dıştaki değişikliklere karşı sabit tutabilen canlılar sıcakkanlı canlılardır.

Bazı canlılar ise çevre sıcaklığı azaldığında ısı kaybeder, vücut sıcaklığını koruyamaz. Çevre sıcaklığındaki değişikliklere karşı vücut sıcaklığını sabit tutamayan canlılar soğukkanlı canlılardır. Örneğin ortam sıcaklığı düştüğünde kertenkelelerin vücut sıcaklığı da azalır ve metabolizma hızları yavaşlar. Sıcaklık artınca da aktiviteleri belirli bir süre artar, daha sonra yavaşlar ve durur (Resim 3.12).

Canlıların bir kısmı çevresel şartlardaki değişikliklere uyum sağlarken bazıları olumsuz çevre şartlarından uzak durarak yaşamlarını sürdürebilir. Çöl hayvanları gündüz genellikle yer altına kazdıkları yuvalarda, gölge yerlerde kalıp gece aktivite gösterir. Bazı soğukkanlı canlılar ise olumsuz çevre şartlarında hayatta kalabilmek için uyku hâlinde uzun süre bekleyebilir. Yılanlar ve kurbağalar kışın soğuk günlerini toprak altına yaptıkları yuvalarda, kış katılığı dediğimiz bir tür uyku hâlinde geçirir. Sıcaklığın arttığı yaz mevsiminde aktiviteleri yeniden artar(Resim 3.13). Bazı canlılar ise olumsuz çevre şartları düzelinceye kadar uygun olan çevrelere göç eder.

CEVAP VER